Kuru Göz Sendromu & Omega-3 İlişkisi

Siz de gününüzün büyük bir kısmını ekrana bakarak mı geçiriyorsunuz? Bu durumun kuru göz sendromu dediğimiz göz problemine yol açabileceğini biliyor muydunuz?

Yazımıza kuru göz sendromun tanımı ile başlamam gerekirse; Kuru göz, oküler yüzeyde hasara yol açan gözyaşı yetersizliğinden veya aşırı buharlaşmaya bağlı gözyaşı filminin düzensizliğinden ortaya çıkan göz problemidir. Kuru gözde ya gözyaşının üretilmesinde bir sorun vardır ya da gözyaşının aşırı buharlaşması söz konusudur. Bu durum, en sık göz bozukluklarından biridir ve görülme sıklığı sürekli artmaktadır. Kadınları erkeklerden daha sık etkilemektedir ve sıklıkla 40 ile 60 yaşları arasında görülmektedir. Kuru göz sendromunda, gözyaşı tabakası incelir veya daha az stabil hale gelir. Duyusal sinirlerle donatılmış kornea, özellikle duyarlı bir reaksiyona sahiptir ve hastalarda günlük yaşamı bile etkileyebilecek rahatsızlıklara yol açar.
Kuru göz sendromu’nun birçok nedeni vardır. Kuruluğun en sık görülen sebeplerinden biri yaşın ilerlemesidir. Yaşlandıkça insan vücudu daha düşük yağ üretir. Bu durum, erkeklere oranla daha kuru cildi olan bayanlarda daha sık görülür. Yağ eksikliği ayrıca gözyaşı tabakasını da etkiler. Sulu katmanı desteklemek için yeterli yağ olmaksızın, gözyaşı filmi daha hızlı buharlaşır ve kornea üzerindeki kuru alanlardan ayrılır. Sıcak, kuru ve rüzgârlı iklim, yüksek yer, klima, sigara dumanı gibi birçok dış faktör de kuru gözlerin sebebidir. Çağımızın çalışma şartları iş hayatının büyük bir bölümünün bilgisayar ekranına bakarak geçmesine neden olabilir. Uzun süreli olarak bilgisayar ekranına bakan kişide gözün üzerindeki koruyucu gözyaşı tabakası olumsuz etkilenerek kuru göz şikayetinin oluşmasına neden olabilir.
Bilgisayar başında uzun zaman geçiren kişilerin kuru göz belirtilerinin oluşmasını önlemesi adına daha sık göz kırpması önerilir. Aynı zamanda her 20 dakikada 1 olacak şekilde mola vererek başka yere bakmak ve gözleri dinlendirmek, bu esnada da göz kırpma sıklığını arttırarak göz yüzeyinin nemlendirilmesini sağlamak kuru göz belirtileri üzerinde fayda sağlayabilir. Kısacası uzun süre bilgisayar ya da telefon ekranına bakmak da ne yazık ki kuru göz sendromunun ortaya çıkmasını tetikleyebilir.

Kuru göz sendromunun belirtilerini hafifletmek veya ortadan kaldırmak için göz doktorunuza düzenli olarak gitmenizi vurgulayarak size koruyucu bakım hakkında beslenme yönünden neler yapmamız gerektiğini anlatmak istiyorum.

Göz sağlığından bahsettiğimizde hepimizin aklına A vitamini gelir çünkü A vitamini göz sağlığını korumada önemli görevlere sahiptir. A vitamini epitel bütünlüğü sağlamada etkilidir. Gözün arka tabakası olan retinada bulunan ve “rodopsin” adlı ışığı tanıyan proteinlere bağlanarak, gece görüşü sağlar. A vitamini ya da retinol eksikliğinde, gece körlüğü adı verilen gece görememe sorunu oluşur. Eğer vücuda yeterli miktarda A vitamini alınmazsa; gece körlüğü, gözyaşının azalması ve kuru göz ile göz kornea tabakasında yara sorunları ortaya çıkabilir. Kuru göz hastalarında A vitaminin hastalık üzerine olumlu etki ettiğini gösteren bazı çalışmalar olduğunu belirtmemde fayda var. A vitamini; karaciğer, yumurta, süt gibi hayvansal gıdalarda ve portakal, havuç, patates, ıspanak, karalahana, mango, kavun, gibi yeşil ve sarı renkli sebzeler ile meyvelerde bol miktarda bulunur. 

Kuru göz tedavisinde ve koruyucu bakımda omega-3 yağ asitlerinin de etkili olduğunu biliyor muydunuz?

Omega-3 yağ asitlerinden EPA ve DHA, vücuttaki birçok işlev için önemlidir. Bu yağ asitleri insan vücudundaki her hücrenin bir parçasıdır. Aynı zamanda önemli kimyasal düzenleyicilerin yapı taşlarıdır.

Bu omega-3’ler gözün gözyaşı için yağ üretimini iyileştirmeye yardımcı olurken aynı zamanda göz çevresindeki iltihabı da azaltır.

Bilimsel çalışmalarda omega-3 yağ asitleri iltihaplanmadaki düşüşle ilişkilendirilmiştir. Kuru göz hastalığı, oküler yüzey iltihabı ile ilişkili olduğundan araştırmacılar, yapılan çalışmalarda kullanılan omega-3 yağ asidi takviyelerinin, göz yüzeyi tahrişi gibi kuru göz belirtilerini iyileştirmeye yardımcı olacağını belirtirler. Ayrıca görmede rahatsızlık ve yanma gibi kuru göz hastalığının sonucu olan problemlerinde omega-3 takviyesi ile iyileşeceğini ifade ederler. Ulusal Göz Enstitüsüne göre, yapay gözyaşları ve merhemler kuru göz için en yaygın tedaviler olsa da, bazı hastalar omega-3 yağ asitleri tüketerek de bu problemden kurtuluyor.

32.000 kadın üzerinde yapılan kapsamlı bir araştırma, omega-3 yağını tüketenlerin, çok az deniz ürünü yiyen veya hiç yemeyen kadınlara kıyasla% 17 oranla daha düşük göz kuruluğu riskine sahip olduğunu söylüyor. Uluslararası Oftalmoloji Dergisi’nde yapılan bir araştırma, omega-3 yağ asitlerinin “kuru göz için kesin bir role sahip olduğu” sonucuna varıldığını paylaşıyor.

Omega-3 yağ asitlerini doğal olarak hamsi, istavrit, uskumru balıklarını yiyerek vücudunuza alabilir veya gerektiğinde takviye ile omega-3 ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

Kasım ayı balık ayı olduğuna göre bize de bir kez daha balık tüketmek için bir neden çıktı değil mi?

Dyt. Buse Altınay