Hayatını değiştirmek istiyorsan önce kendinden başla/

Biri reklam yazarı diğeri sanat danışmanı. Onlar, yüksek çalışma temposuna karşı mücadele eden genç bir çift. Gökhan ile Gözde de aradığı desteği Omega-3’te buldu, kendilerini yeniden keşfetti./

Dışarıdan bakıldığında birbirinden keyifli duran iki meslek ama kendilerine sorarsanız tam bir çılgınlık. Bir de İstanbul’un kaotik hayatıyla birleşince, zaman zaman dayanamayacak duruma geldiklerini ifade ediyorlar. Sadece kendilerinin değil, çevrelerinin de benzer durumda olduğunu ve kendilerini çaresiz hissettiklerini anlatıyorlar. Onlar da, Omega-3 ile bu zorlu günleri geride bıraktılar.

 

Gözde: İstanbul’da kafamı nereye çevirsem bırakıp gitmeyi, yeni bir hayat kurmayı düşünen birileri var. Ancak başarabilen hatta harekete bile geçenin sayısı çok az. Kimsenin mücadele edecek umudu kalmamış. Bir yandan da, ne halde olursak olalım iş hayatının beklentileri her zaman çok yüksek. Durum böyle olunca insanlar yaşadığı hayatı kabullenmeye çalışıyor. İşte tam da böyle bir çaresizliğin ortasındayken Omega-3 ile yollarımız kesişti ve bir bakıma hayatımız değişti.

 

Gökhan: Eskiden aynaya baktığımda kendimi hep yorgun ve mutsuz görüyordum. Böyle bir çalışma temposuna bir insan nasıl dayanır diye soruyordum. Farkettik ki eksiğimiz Omega-3’müş. Artık kendimizi daha sağlıklı hissetmemizin yanı sıra, hayata da pozitif bakmaya başladık. Sağlıklı bir insanın bu tempoya ayak uydurabildiğini gördük.

“Değişime alışkanlıklarımızdan başladık”

Gözde: Biz, değişime önce kendimizden başladık. İlk iş, beslenme alışkanlıklarımızı ve hayat tarzımızı değiştirdik. Doğal ve dengeli beslenecek şekilde öğünlerimizi düzenledik. Bu süreçte sanırım verdiğimiz en önemli karar, öğle yemeklerimizi evden götürmek oldu. Her gün kendimize sorduğumuz, “ne yiyeceğim?” ve “ne yiyorum?” sorularından kurtulduk.

 

Gökhan: Tabii ki esas konu evden ne götürdüğümüzdü. Mutfak anlayışımızı zamanla yeniden oluşturduk. Bir şeyi kendimiz yapabiliyorsak satın almamaya karar verdik. Katı kurallar koymadan, elimizden geleni yaptık. Yoğurt yaparak başladık, zamanla turşudan peynire, sirkeden biraya derken kendimize yeni hobiler edinmiş olduk. Bunlar hayatımızda büyük değişimler yarattı ancak hala aradığımız büyük atılımı gerçekleştirememiştik. Yolumuz Omega-3’le kesişene kadar arayışımız bu şekilde devam etti.

“Her balık yağı aynı değilmiş. Doğru Omega-3’ü seçmenin ne kadar önemli olduğunu fark ettik.”

Gözde: Haftada bir kez balık yemenin yeteceğini sandığımız için Omega-3 eksiğimiz olduğunu düşünmüyorduk. Araştırınca öğrendik ki, her balıkta Omega-3 yokmuş. Ardından da takviye için araştırmaya başladık. Cevaplamakta zorlandığımız bir soruyla karşılaştık: “Hangi Omega-3 takviyesini almalıydık?”

 

Gökhan: Her balık yağı aynı değilmiş. İlk öğrendiğimiz şey bu oldu. Kararsızlığımızı sonuçlandırmak için kendimize satın alma kriterleri belirledik ve bunları verdiğimiz öneme göre sıraladık.

Gökhan ile Gözde’nin Omega-3 kriterleri

• AB ve Türkiye standartlarına uygun olmalı.

• Trigliserid formunda olmalı.

• Bazı deniz mahsüllerinde rastlanan ağırmetaller sebebiyle kaynağı belli olmalı, soğuk denizlerden gelmeli.

• EPA/DHA oranları yüksek, günlük miktarı yeterli olmalı.

• Bütçemize uygun olmalı.

• Taze olmalı.

• Kapsülü doğal malzemeden ve küçük olmalı, sızdırmamalı.

• Yazın da kullanabilmemiz için D vitamini katkısı olmamalı.

• GDO içermemeli.

İstedikleri standartlardaki Omega-3’ün pahalı, diğerlerinin ise kalitesiz olduğundan dem vuran Gözde ile Gökhan, bütçelerini zorlayarak da olsa doğru Omega-3’ü almaya karar veriyorlar. Bu kararlarından çok memnunlar ama artık Ballstad ile tanışmış olmaktan çok da mutlular.

 

Gözde: İhtiyacımız olmadığını sanıyorduk ama şu an Omega-3 hayatımızın merkezinde yer alıyor. Hayatımız boyunca da devam edecek. Bu alışkanlığı çocuklarımıza erken yaşta kazandırarak onlara sağlıklı bir gelecek inşa etmek istiyoruz.

 

Gökhan: Şimdiye kadar, bunca yılı nasıl böyle ruhsuz bir şekilde geçirmişim kendime şaşırıyorum. Omega-3, potansiyelimi keşfetmemi sağladı. Artık hayat gözümde büyümüyor, sanki önümde eğiliyor.

 

Bundan sonra, kendilerinde keşfettikleri güçle yeni projelere ve maceralara hazırlanıyorlar. Çünkü onlar, artık potansiyellerinin farkındalar. Rüzgara karşı yürüyenlerin mutlaka kazanacaklarına inanıyorlar. Yaşadıkları bu değişimin ardından ailelerini de Ballstad ile buluşturmuşlar. Sevdiklerinin de kendileriyle birlikte iyi bir geleceğe sahip olmalarını istiyorlar.

seperator
Arkadaşınıza indirim, size yeni bir Ballstad!

Arkadaşınızı Ballstad ile buluşturun, yeni bir paket kazanın. Arkadaşınız da %20 indirim kazansın

Biliyor muydunuz?

Omega-3 eksikliği düşük zekâ, zayıf gözler ve birçok sağlık problemi riskinde artışa sebep olur. Omega-3 almak ise bebeğinizin gelişimini destekler.