Yüksek Kalite Balık Yağı

Yüksek kalitede bir balık yağı; içeriği, tazeliği, saflaştırma işlemi olarak değerlendirildiğinde her kritere uygun olmalıdır. Üretim yeri yani balık yağının kaynağı da bu konuda önem taşır. Norveç, balık yağı takviyeleri üretimi konusunda ilk sırada gelir. Bunun nedenlerini birlikte inceleyelim;

Omega-3’ün en iyi kaynağı soğuk deniz balıklarıdır ve bu balıklar EPA ve DHA adı verilen uzun zincirli Omega-3 yağ asitlerinin zengin kaynaklarıdır. Balıklarda bulunan Omega-3 yağ asitleri, insan sağlığı için gerekli olup tüm hücrelerimizin en etkili şekilde çalışabilmesi için temel bileşenlerdir. Beslenme yoluyla yeterli miktarda Omega-3 alımı sağlanamıyorsa, takviye ile vücudun ihtiyacı olan Omega-3 karşılanabilir. Yüksek kalitedeki bir Omega-3 takviyesi, optimal sağlık için gerekli olan bu temel bileşenlerin yeterli miktarda alınmasına yardımcı olur.

Norveç, yüksek kalite balık yağı üretiminde önemli bir role sahiptir. Dünya’daki gıda takviyelerindeki Omega-3 yağlarının yüzde 40’ından fazlası Norveç’ten sağlanır. Bunun nedeni ülkenin coğrafi özelliklerinin, uzun sahil şeridi ve iklim faktörlerinin Norveç’i bu endüstri için son derece uygun hale getirmesidir. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)’ den elde edilen son istatistiklere göre, 2016 yılında Norveç 9. en büyük balık avcılığı ve 7. en büyük su ürünleri yetiştiriciliğine sahiptir. Norveç, dünyadaki toplam su ürünleri üretiminin %1,7′ sini üretmiştir.
Norveç, sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan en iyi koşulları sağlayan temiz deniz suyuna ve uzun bir sahil şeridine sahiptir. Su ürünleri yetiştiriciliği alanındaki operasyonları, teknolojik yöntemlerle geliştirme açısından Norveç Dünya’nın önde gelenleri arasındadır. Su ürünleri yetiştiriciliği pek çok lisansların gerekli olduğu çeşitli faaliyetleri içerir. Norveç’te somon üretimi en yaygın aktivitedir, ancak morina, tarak, ıstakoz ve midye de üretilmektedir.  Norveç, Dünya’nın önde gelen Atlantik somonu üreticisi ve deniz ürünleri ihracatçılarından da biridir. Norveç’in toplam su ürünleri üretimi 2017 yılında 1288.808 ton olarak gerçekleşmiştir.

Norveç’te ileri teknolojiyi her adımda kullanan üreticiler, sağlıklı balık gelişimi ve gıda güvenliği konusunda son derece hassastır. Beslenme söz konusu olduğunda, Norveç’in endüstri uzmanları balıkların güçlü ve sağlıklı büyümesi için tam olarak neye ihtiyacı olduğunu bilirler. Örneğin; Norveç somonu, yüzde 70 bitki bazlı içeriklerden ve yüzde 30 deniz canlılarından oluşan doğal bir diyetle beslenir ve böylece sürdürülebilirlik göz önünde bulundurularak daha da lezzetli bir balık garanti edilir.

Deniz ürünleri denildiğinde yetiştirilmesi kadar kirletici maddelerden de uzaklaştırılmış olması son derece önem taşır.  Yumurta vb. besinlerde olduğu gibi balıklar da kirletici maddeler içerebilir. Balıklar, diyetlerinden ve doğal çevrelerinden elde ettikleri PCB ve dioksin izleri içerebilir. Norveç okyanus çiftçiliği canlılarında bulunan minimum kirletici seviyeler ise tüketiciler için zararlı değildir. Bunun nedeni daha kontrollü bir yem sağlanmasıdır. Veriler, 2006’dan beri dioksin ve dioksin benzeri PCB içeriğinin yüzde 67 oranında azaldığını gösterir.

Norveç, çevrenin ve balık stoklarının gelecek için korunmasının, sürdürülebilir bir endüstri olmaya devam etmenin tek yolu olduğunu düşünür. Sürdürülebilir bir deniz ürünleri endüstrisi, ekosistemleri olumsuz etkilemeden uzun vadeli üretim sağlar. Birçok uzmana göre, Norveç deniz ürünleri endüstrisi Dünya’nın en sürdürülebilir endüstrilerinden biridir.

Norveç, farklı balık türleri için kotaları hesaplamak için iki yöntem kullanır:

Norveç verimli bir gıda üreticisi olup ve hızla büyüyen nüfusu destekleyebilir.

Norveç, balıkçılığı yıl boyunca daha verimli hale getiren ve bunun daha güvenilir olmasını sağlayan teknolojilere yatırım yapar. Norveç’te, Gıda Güvenliği Bilim Komitesi düzenli risk değerlendirmeleri yürütmektedir ve Norveç Gıda Güvenliği Otoritesi, alınması gereken önlemler ve düzenlemelere sahiptir.
Tüm bu düzenlemeler sonucunda da Norveç balık üretimi, yetiştiriciliği ve balık yağı takviyeleri konusunda lider ülke haline gelir.

Ballstad Omega-3 tazeliğini kaybetmeden doğrudan Norveç’ten gelmektedir. Güneş ışığına ve havaya maruz kalmadan soğuk depolarda bekletilerek size ulaşır. Ballstad kapsüllerinde çiftlik balıklarından elde edilen yağlar kullanılmaz. Omega-3’ten zengin balık yağı içeriği ve korunan tazeliği ile yüksek kalite balık yağı takviyesi aldığınız konusunda artık hemfikiriz.

Kaynak:

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

Ruh Halini Etkileyen Besinler

Yediğiniz besinlerin, ruh halini etkileyip duygusal stresinizi azaltmaya kadar farklı ve önemli etkilere sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olarak tanımlar. Bu nedenle bedensel sağlık kadar ruhsal sağlık da son derece önem taşır. Şüphesiz ki ruh sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri çevresel faktörler olup bunların içerisinde beslenme de yer alır. Beslenme düzeni veya tüketilen bazı besinler duygu durumunu nasıl etkiler hiç merak ettiniz mi? Bu yazımızda detaylı olarak beslenme & duygu durumu ilişkisini ve ruh haline iyi gelen besinlere yer vereceğiz.

Canlıların vücudu karmaşık kimyasal süreçlerin yürütüldüğü birer kimya fabrikasıdır diyebiliriz. Dış dünyadan bir uyarı aldığımızda, beynimizin belli başlı kimyasal tepkimeleri iş başındadır. Yine beynin kimyasalları nedeniyle milyarlarca bildiri sinirler aracılığıyla düzenli bir biçimde akıp gider. Önemli bazı kimyasallar bu işlemin gerçekleşmesinde görev alır.
Beyinde farklı sinirsel aktarıcılar kendimizi çeşitli biçimde hissetmemize neden olur: İyi, kötü, mutlu, mutsuz gibi. Bazen beyinde bir tür kimyasal, ötekilerden daha fazla var olabilir. Bunun sonucu kendimizi mutlu ya da mutsuz hissederiz.

Doğru beslenmeyle beyin kimyasına önemli oranda etki yapmış oluruz. Merkezi sinir sisteminde bulunan sinirsel aktarıcılar besin öğelerinden türetilir. Bu üretimde bazı vitamin ve minerallere gereksinim vardır. Dengeli ve çeşitli bir beslenme programı; ruh halinden sorumlu kimyasalların dengelenmesine, böylece de ruh halinin düzelmesine yardımcı olacaktır. Aynı zamanda iyi bir fiziksel durum ve beslenme tipi kişiyi bunalım ve depresyona yol açabilecek duygusal strese karşı daha dayanıklı yapar.

Son zamanlara sözlüğümüze girmiş olan ‘stres azaltan yiyecekler (Comfort food)’ terimi; olumsuz duygularımızı giderdiğine ve olumlu duyguları arttırdığına inandığımız geleneksel yiyecekleri ifade etmektedir. Stres azaltan yiyeceklerin tüketilmesi, yaşanılan bu duygusal strese bir tür tepki olarak kabul edilir. Stres azaltan yiyecekler kültüre göre farklılık göstermekle birlikte genellikle karbonhidrat oranları yüksek olan besinlerdir. Lif içeriği düşük basit karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerinde adrenalin ya da genellikle ‘stres hormonu’ olarak adlandırılan epinefrinde dalgalanmaların eşlik ettiği düşüş veya yükselişlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle kompleks karbonhidrat dediğimiz sebzeler, tam tahıllar, esmer pirinç, kepekli makarna ve baklagil çeşitleri duygusal iyi hal konusunda bizler için daha önemlidir. Çünkü, kompleks karbonhidratlar beyindeki serotonin seviyesinin yükselmesine yardım ederler.

Serotonin, ruh hali, stres yanıtı gibi insan davranışlarının birçok yönünü etkileyen bir nörotransmitterdir.Yoğurt, kefir, kombucha ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar bağırsak sağlığını ve ruh halini iyileştirebilir. Bunun nedeni; fermantasyon işlemi, canlı bakterilerin şekeri alkole ve asitlere dönüştürebilen gıdalarda gelişmesini sağlar Probiyotikler bu işlem sırasında oluşturulur. Bu canlı mikroorganizmalar bağırsağınızdaki sağlıklı bakterilerin büyümesini teşvik eder ve serotonin seviyelerini artırabilir.

Yağlı tohum dediğimiz kuruyemişler bitkisel protein, sağlıklı yağlar ve lif bakımından zengindir. Ek olarak, ruh halini artıran serotonin üretmekten sorumlu bir amino asit olan triptofan sağlarlar. Badem, kaju, yer fıstığı, ceviz ve ayçiçeği çekirdeği ruh hali için mükemmel kaynaklardır. Lif ve bitki bazlı protein bakımından zengin olmasının yanı sıra, fasulye ve mercimek gibi kurubaklagiller ise bize iyi hissettiren içeriklerle doludur. Kurubaklagiller serotonin, dopamin gibi nörotransmitter seviyelerini artırarak ruh halini iyileştirmeye yardımcı olan iyi bir B vitamini kaynağıdır.

Daha fazla taze meyve ve sebze yemek, daha düşük depresyon oranlarıyla bağlantılıdır çünkü; meyve sebzede bulunan antioksidanlar, depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları ile ilişkili iltihaplanmanın yönetilmesine yardımcı olabilir. Her gün yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmeyi ihmal etmemek gerekir.

Beslenme içeriğimizde dikkat etmemiz bir diğer konu ise Omega-3 miktarıdır! Omega-3 yağ asitleri, beslenme yoluyla alınması gereken bir grup esansiyel yağdır, çünkü vücudunuz bunları kendi başına üretemez. Omega-3’ler beyninizin hücre zarının akışkanlığına katkıda bulunur ve beyin gelişimi ve hücre sinyallemesinde önemli rol oynar. Omega-3 yağ asitlerinin vücutta düşük oranda bulunmasının majör depresif bozukluk dahil olmak üzere ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğunu gösterilmiştir. Daha iyi bir ruh hali için sağlık örgütleri, yetişkinlerin günde en az 250-500 mg kombine EPA ve DHA alması gerektiği konusunda hemfikirdir.

Ruh halinizi yükseltmek için 5 pratik öneri:

Dyt. Buse Altınay
Ballstad Diyetisyeni

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

Yüksek performans istiyorsan, doğru tercihler yapmalısın

Onun için sporun ifade ettikleri çok önemli. Öyle ki, kendisi gibi hisseden kadınlar için bir spor giyim markası bile yaratmış. O, hem fiziksel hem de zihinsel olarak hayata hep hazır!

Yoga, Yasemin Hanım’ın hayatında başrolü oynasa da tenis oynamayı da çok seviyor. Onun için en keyiflisi de spor yaparken kendi tasarladığı kıyafetleri giymesi. Kadınlara özel yoga, yüzme ve koşu kıyafetlerinin yanı sıra koleksiyonunda günlük tasarımları da var. Farklı disiplinler arasında hızlı geçişler yaptığı için her zaman yüksek konsantrasyona ihtiyaç duyuyor. Yorstruly markasının yaratıcısı Yasemin Hanım, aradığı performansı yakalamak için Omega-3 kullanıyor.

“Marka sahibi olarak birçok şeyi aynı anda yapmam gerekiyor. Bu başarabilmek için güçlü olmalıyım.”

Sağlıklı beden ve sağlıklı zihin için

Yasemin: Çok yoğun bir tempo içinde yaşıyorum. Sabah erken kalkıp güne hızlı başlıyorum. Yorgunluğum sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel de. İş, fazlasıyla zamanımı tüketirken, spor yapmaya ve kendime vakit ayırmaya özen gösteriyorum. Bunu başarabilecek güce ihtiyacım var. Hep zinde olmalıyım ki, hayatı arzuladığım gibi yaşayayım.

“Bir tane vücudum var ve ona en iyi şekilde bakmak zorundayım.”

Yasemin: Yarın yokmuş gibi yaşamak bana göre değil. Yaşıtlarıma göre daha zinde olmak benim önceliğim. Sağlıklı yaş alarak uzun bir ömrüm olsun istiyorum. Zamanı enerjik ve güçlü olarak harcamak benim hedefim. Yakın bir arkadaşım Omega-3’ün tam bana göre olduğundan bahsettikten sonra araştırmaya başladım. Detayları öğrendikçe daha da ilgimi çekti ve kullanmaya başladım. O günden bu yana Omega-3’ün hayatımdaki yeri büyük. Yaşam kalitemin artmasında etkisi çok oldu.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

Oğluma Omega-3 ile sağlıklı bir gelecek sunacağım

Henüz bir yıl önce dünyaya gelen bebekleriyle onlardan mutlusu yok. Karşımızdaki, gerçek bir Omega-3 ailesi. Arkadaşı aracılığıyla Omega-3 ile tanışan Hale Hanım, bu alışkanlığı ailesine kazandırmış.

Hale Hanım ile Omega-3’ün yollarının kesişmesi 2016 yılına dayanıyor ve o zamandan bu yana düzenli olarak kullanıyor. Halsizlik, dalgınlık, unutkanlık gibi sebeplerle başladığı Omega-3’ün yararını görmüş. Kendisindeki değişimi fark edince, eşini de kullanmaya ikna etmiş. Gebelikten önce, hamilelik esnasında ve doğum sonrasında kullanmaya devam ettiğini anlatan Hale Hanım için Omega-3, hayatındaki yol arkadaşı.

Hale: Bu bir tesadüf müdür, bilmiyorum ama Omega-3 kullanmaya başlamamla, hamile kalmam tam olarak aynı döneme denk geliyor. Öncesinde birkaç yıl çocuk sahibi olmayı denemiş, tedavi görmüştük. Tüm değerlerimiz normal olmasına rağmen başarılı olamamıştık. Tedavileri bırakmamızın ardından bitkin halimi gören bir arkadaşım Omega-3 tavsiye etmişti. Ben de düzenli kullanmaya başladım ve bir süre sonra bizi şaşırtan sürpriz haber geldi. Bunun sebebi direkt Omega-3’tür diyemem ama ben buna yürekten inanıyorum. Zaten hormonları düzenleyici etkisi herkes tarafından biliniyor. Sanki vücudumda devrim yaratacak bir kıvılcımı ateşledi.

“Vücudumda yarattığı değişiklik belki küçüktü ama çok büyük sonuçlara neden oldu ve ben anne oldum.”

Hale: 6 yıllık yoğun geçen profesyonel hayatın ardından kendimi keşfetmek istedim diyebilirim. Uzun yıllar yaptığım endüstriyel ürün tasarımcılığı ve üst düzey yöneticilik deneyimlerim gerçekten çok stresli ve tempoluydu. Çok yorulmuştum ve küçük bir ara vermek istedim. Ne olduysa, işte bu zaman aralığında oldu. Hayatımı değiştiren bir arkadaşa sahip olduğum için gerçekten şanslıyım.

“Omega-3’te tazelik çok önemli. Bu sebeple rafta beklemiş ürünleri almak istemedim. Şanslıydık, çünkü Norveçli dostlarımız vardı, düzenli olarak gönderdiler.

Hale: Kalitesiz balık yağı kullanmamın bir değeri olmadığını öğrendim. Öğrendiğim bir diğer konu ise daha raflara gelmeden tazeliğini kaybeden balık yağı kapsüllerinin olduğuydu. Dış kaplaması çok iyi olmalı ve oksidasyona uğramamalıydı. Durum böyle olunca Türkiye’de aradığımızı bulamadık ve direkt kaynağına, yani Norveç’e yöneldik. Eskiden tanıştığımız Norveçli dostlarımıza rica ettik ve bize düzenli olarak gönderdiler. Omega-3’ün kaynağının belli olması çok önemli, bu sebeple çocuğumu emzirirken bile gönül rahatlığıyla kullanmaya devam ettim. İkinci yaşına doğru oğluma da Omega-3 takviyesine başlayacağız.

Omega-3 kullanımı hakkında doktor ile görüştüğümde, biraz kararsız kaldı. Çünkü kendisi de piyasadaki ürünlerin kalitesizliğinin biliyordu. Ancak, bizim direkt Norveç’ten Omega-3 getirecek lükse sahip olduğumuzun farkında değildi. Evet, bu bir lüks. Artık Ballstad ile herkes bu lükse sahip oldu. Omega-3’ün vücudumda yarattığı fark gerçekten çok büyük ama hayatımda yarattığı farkı şu an kucağımda tutabiliyorum. Öpebiliyorum, sarılabiliyorum ve beni ne kadar mutlu ettiğini ifade edecek kelime bulmakta zorlanıyorum. Bu yaşıma kadar düzenli Omega-3 almış olsam hayatımda neler değişirdi merak ediyorum. Çocuğuma hayatı boyunca Omega-3 ile birlikte destek olacağım.

“Kalitesiz balık takviyesinin zeytinyağı yemekten farkı yok!”

Hale: Oğlumun doğumundan altı ay geçtikten sonra üç ay kadar Omega-3 kullanmaya ara vermiştim. İlk başlarda bir fark hissetmedim ama zamanla yorgunlaşmaya başladım. Hayatıma katkısını görmek için tekrar güzel bir fırsattı. Omega-3’e şimdi Ballstad ile dönüyorum. Acaba bu ay nasıl Norveç’ten Omega-3 getirteceğim derdinden de kurtuluyorum.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

Sağlıklı yaşamak benim hayat tarzım

O, hayatı 24 saate sığdırmaya çalışan üst düzey bir yönetici. Yoğun iş temposuna rağmen güne sporla başlayan Mehmet Bey’in amacı, hayatı dolu dolu yaşamak.

En son ne zaman fast food yediğini hatırlamadığını belirten Mehmet Bey, dengeli, sağlıklı ve organik şekilde beslenmeye özen gösteriyor. Omega-3 ile yolları kolesterol nedeniyle kesiştikten sonra bir daha hiç ayrılmamış. Güne erken saatlerde spor ile başlayıp işiyle devam ediyor ve oğluyla oyunlar oynayarak kapanışı yapıyor. Bunu başarmanın yolunuysa, doğru rutinlere sıkı sıkıya sarılmak olduğunu vurguluyor.

Mehmet: Hayatım, hedefler ve onları gerçekleştirmek üzerine kurulu. İstedikten sonra her şeyi başarabileceğime inanıyorum. Önemli olan, sorunu tespit edip çözmek için doğru kararları vermekte. Bunu başardığınızda tüm bahaneleri ardınızda bırakırsınız. Elbet, bir şeylerden vazgeçmeniz gerekebilir ama bu ödememiz gereken sadece küçük bir bedel. Evim ve işim farklı yakada ama köprüyü her gün 15 dakikada geçiyorum. Sadece bir saat daha erken uyanarak hem bir buçuk saat trafikte beklemiyorum hem de bu zamanı spor yaparak değerlendiriyorum. Tamamen tercih meselesi. Aslında yapmam gerekenin dışında ekstra bir şey yapmıyorum. Doğru olduğunu düşündüğüm ne varsa onu yapmaya çalışıyorum. Düşünmekle bırakmayıp hayata geçiriyorum. Tek yaptığım bu.

“Sorun varsa, har zaman bir çözüm de vardır”

Mehmet: Hayat sürprizlerle dolu olsa da kontrolü ellerimde olsun istiyorum. Omega-3 ile beni bir araya getiren de bu duyguydu. Her ne kadar sağlığıma dikkat etsem de, ailemden miras kalan bir kolesterol sorunum var. Değerlerimi Omega-3 sayesinde dengede tutabiliyorum. Kolesterol dışında sağladığı faydalarla kendimi çok daha iyi hissediyorum. İlk başlarda süpermarket ürünleri olarak tabir edilebilecek sıradan balık yağlarından kullandım ve pek sonuç alamadım. Türkiye’de aradığımı bulamayınca yurt dışından getirmeye başladım. Ancak yurt dışına çıkmadığım zamanlarda aylarca Omega-3’e ara vermek zorunda kaldım. Ballstad ile aradığım kalitedeki Omega-3’e kolayca ulaşabilmek benim için büyük bir avantaj. Artık düzenli ve olması gerektiği şekilde Omega-3 desteğimi almaya devam edebileceğim.

“Kendime ne kadar iyi bakarsam hayat da bana o kadar iyi bakar.”

Mehmet: Önümdeki hedefleri gerçekleştirmek için çok çalışıyorum, mücadele ediyorum. Bu tempodan yüksek stresin açığa çıkması da gayet doğal. Spor yaparak, doğal beslenerek, Omega-3 takviyesi alarak stresle baş edebiliyorum. Kabul ediyorum, bu ciddi bir disiplin gerektiriyor. Kolay olduğunu da düşünmüyorum ama yaşadığımız hayatın hakkını vermek istiyorum. Keşke dememek için bile bu disipline ihtiyacımız var, hem de yarın çok geç olmadan.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

EPA DHA’ya karşı – farkı anlayın

EPA ve DHA, vücutta farklı görev ve eylemleri bulunan, önemli omega-3 türleridir. Yağ gereksinimlerimiz yaşam boyu değişiklik gösterir. Omega-3’ün terapötik kullanımı, farklı koşullara ve sağlık sorunlarına göre farklı seviyelerde EPA ve DHA’nın belirli oranlarını içerir.

En çok duyduğumuz iki temel omega-3, uzun zincir yağ asitleri EPA (eikosapentaenoik asit) ve DHA (dokosahekzaenoik asit)’dır. Bu yağlar, yağlı balıklarda ve deniz ürünlerinde bulunur, yosunlarda az miktarda DHA bulunur. Belirli bir sağlık sorunu veya durumu için beslenme desteği istiyorsanız, EPA ve DHA arasındaki farkı ve vücudun bunları nasıl abzorbe ettiği ve kullandığını anlamak önem taşır.

1950’lerde balık yağının birçok sağlık yararı sağladığı ve bu faydaların omega-3 adı verilen bir tür çoklu doymamış yağa atfedilebileceği ilk keşfedildiğinden beri bu önemli besinler üzerinde muazzam miktarlarda araştırma yapılmıştır. Omega-3 üzerine yapılan bunca araştırmaya rağmen, EPA ve DHA’nın kendi başlarına nasıl birer etki sağladığı, yalnızca son yıllarda (son 15 yıl içinde) anlaşılmıştır. Araştırmacılar artık EPA ve DHA’nın etkilerini artık genel Omega-3 etiketi altında birlikte değil, birbirinden bağımsız maddeler olarak inceliyorlar.

Yaşam evreleri sırasında EPA ve DHA: Hangisi ve ne zaman?

EPA ve DHA için gereksinimlerimiz yaşam boyunca değişmektedir ve bu nedenle diyetimizde her yağ asidinin optimal miktarı da artmaktadır.

Çocuklar büyüme ve gelişme için DHA’ya gereksinim duyarlar ve anne karnındaki büyüme sırasında beyin, CNS ve retina gelişimi, DHA’nın yeterli miktarda sağlanmasına dayanır. Bu nedenle kadınlar, hamile kaldıklarında diyetlerinde DHA’ya dikkat etmeli ve emzirmeyi bırakana kadar almaya devam etmelidir. Çocuklar okula başladıkları ana kadar DHA’ya ihtiyaç duymaya devam ederler, bu nedenle beş yaşın altındaki çocuklar omega-3 takviyesi alırsa, bu takviyeler DHA içermelidir. Saf EPA veya yüksek EPA omega-3’ün kognitif fonksiyonunu desteklemek bakımından en etkilisi olduğu belirtilen gelişimsel sorunları olan çocuklar bundan istisnadır. Mümkünse, dengeli bir EPA ve DHA alımını desteklemek için hala, yağlı balıklar gibi doğal yoldan elde edilmiş omega-3 kaynaklarını tavsiye ediyoruz.

“EPA seviyeleri, herkes için aynı düzeyde gereklidir ve ergen ve yetişkinlerde düşük EPA seviyeleri depresyon, disleksi ve dispraksi, kalp sorunları, eklem ve kemik koşulları ve MS ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar da dâhil olmak üzere zihinsel sağlık sorunlarının gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir.”

Beş yaşından sonra, beyin ve CNS gelişimi azalmaya başlar ve vücudun DHA ihtiyacı azalır. Çalışmalar, EPA’nın çocukluk davranışı ve akademik performansın yanı sıra odaklanma, dikkat ve saldırganlığı azaltma konusunda yardımcı olabileceğini gösterdiği için, diyette EPA’yı artırmak için iyi bir zamandır. Kuru cilt durumları, astım ve alerjiler çocuklarda da yaygındır ve bu zamanda EPA’nın iyi seviyeleri bu sorunlara bağlı enflamasyonu azaltmaya yardımcı olabilir.

5 ila 65 yaşları arasında, vücudun ihtiyaçlarının çoğunluğu; EPA zengini yağlar ve balık, deniz ürünleri, organik yeşillikler ve otlatılmış hayvansal ürünler kullanılarak karşılanabilir. Aynı şekilde EPA seviyelerinin sürekli olarak yüksek tutulması gerekir ve ergen ve yetişkinlerde düşük EPA seviyeleri, depresyon, disleksi ve dispraksi, kalp sorunları, eklem ve kemik koşulları ve MS ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar ve aynı zamanda zihinsel sağlık sorunlarının gelişimi ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. EPA ayrıca genlerimizi ve hücre döngüsünü korur, aynı zamanda strese karşı tepkimizi düzenlemeye yardımcı olur, bu nedenle yetişkin yaşamı boyunca yeterli EPA alımı, bir dizi kronik hastalığın önlenmesine yardımcı olabilir.

İlerleyen yaşlarda, bilişsel işlev ve beyin hasarları sorun yaratabilir. Bir kez daha belirtmek gerekirse, yüksek EPA düzeylerinin sürdürülmesinin, bilişsel gerileme ve demans gelişimi ve kötüleşme riskini azalttığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, Demans veya Alzheimer tanısı konulmuş birini tanıyorsanız, beyinleri çoktan hasar görmüştür ve yapısal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada, DHA yeniden önem kazanır ve 250 mg DHA içeren yüksek EPA ürünü almak da beyin dokusunda daha fazla kayıp olmasını önlemek için önemlidir.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

En önemli yağ asitleri: EPA ve DHA

Omega-3 yağ asitleri DHA ve EPA’yı duymuş olabilirsiniz. Ama vücutta ne yaptığını biliyor musunuz?

Uzun zincir yağ asitleri EPA ve DHA beyin ve gözlerde bulunur ve kalbin normal çalışması için gereklidir. Bu maddeler küçük uzun bükümlü bir yılana benzemektedir, ancak araştırma dilinde omega-3 doymamış yağ asitleri olarak adlandırılmaktadır.

DHA ve EPA uzun ve ince olduğundan, bükülebilir ve esneyebilirler. Norveçli araştırmacılara göre, DHA’yı, gözleriniz ve beyniniz için çok önemli kılan bu hareket etme ve bükülme yeteneğidir.

DHA göz sağlığı ve görme için önemlidir:

Gözün retinası% 60’ın üzerinde yağdan oluşurken, tüm göz yaklaşık% 20 oranında yağ içerir. DHA, göz retinasının en önemli bileşenlerinden biridir.

Gözlerde beyine sinyaller gönderen rhodopsin denen bir başka önemli madde vardır. DHA yağ asitlerinin esnekliğinden ötürü, rodopsin hızlı hareket etmesine yardımcı olur, böylece yeni ışık sinyallerini almaya hazır olabilir. Bu şekilde DHA, iyi bir görme yetimiz olmasına yardımcı olur.

Beyin için faydalıdır:

DHA ayrıca, her şeyin, beyninde gerektiği gibi çalıştığından emin olur. Beyin hücreleri arasında her saniyede bir milyonlarca mesaj bırakılır ve esnek DHA yağ asitleri beyin hücrelerinin yıldırım hızında çalışmasına yardımcı olur. Hem omega-3 yağ asitleri hem de omega-6 yağ asitleri beynin yapısı ve işlevi için önemlidir ve bu yağ asitlerinin alımının yeterli ve dengeli olması önemlidir.

Omega-3 kalp için faydalıdır:

Sağlıklı bir yaşam tarzının parçaları olan EPA ve DHA omega-3 yağ asitleri, kalbinizdeki hücrelerde yer alan yapısal bileşenlerdir ve hala kalp üzerinde sahip oldukları tüm olumlu sağlık etkilerini öğreniyoruz.

Sağlıklı yaşam tarzının parçası olarak, omega-3 yağ asitleri kan dolaşımındaki sağlıklı trigliserit düzeylerine katkıda bulunmaya yardımcı olabilir.

Vücudun ihtiyaçları:

ALA başka bir omega-3 yağ asididir. Vücut bu yağ asidini kendisi üretemez ve diyet yoluyla almaya ihtiyaç duyar. ALA bitkilerden elde edilir ve bunu keten ve chia tohumlarında bulabilirsiniz.

ALA yerseniz, vücudunuz sınırlı miktarda uzun zincir yağ asitleri EPA ve DHA üretebilir, ancak dönüşüm oranı düşüktür. Aslında, yediğiniz ALA yağ asidinin yüzde 1 kadarı vücudunuzda EPA ve DHA’ya dönüştürülebilir.

Bu nedenle, vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için yağlı balıkları ve diğer deniz ürünlerini ve bu omega-3 yağ asitlerine eklenen yiyecekleri yemelisiniz.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

En uygun omega-3 takviyesini seçin!

Çoğumuz omega-3’ün sağlıklı olduğunu öğrendik, ancak hangi omega-3 ürününü seçmeniz gerektiğini bilmek zor. Farklı ürünler ormanında yolunuzu bulmanızda yardımcı olacağız.

EPA and DHA

En çok kanıtlanmış pozitif sağlık etkiye sahip iki omega-3 yağ asidi: iki uzun zincir yağ asidi olan eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asittir (DHA).

EPA ve DHA’nın kalbin normal işleyişini sürdürmesine yardımcı olduğu bir dizi çalışma ile belgelenmiştir; DHA ise beyin ve görme işlevinin normal işleyişini sürdürmeye yardımcı olur.

Sonuç: DHA, beyin ve görme işlevi için faydalıyken EPA ve DHA kalp için faydalıdır.

İçeriğini kontrol edin

Gıda takviyesi seçerken bilinmesi gereken nokta, üreticilerin, bir gıda takviyesindeki omega-3 içerik bilgisini sağlamasının farklı yollarına sahip olmalarıdır. Bazı üreticiler balık yağı miktarını, bazıları omega-3 miktarını belirtirken, diğerleri hem omega-3 hem de EPA ve DHA içeriğini belirtir. Burada önemli olan ikincisidir. Çoğu için, 2 gram balık yağı 1 gram omega-3’ten daha iyi olacaktır, ancak gerekli değildir. Yüksek miktardaki “balık yağı”na rağmen, bazı ürünler günlük EPA ve DHA ihtiyaçlarınızı karşılayacak kadar konsantre değildir. Yani; balık yağı miktarı omega-3 yağlarının miktarı ile aynı değildir, omega-3 yağları EPA ve DHA seviyeleri ile aynı değildir.

Sonuç: İyi bir omega-3 takviyesi, EPA ve DHA yağ asitlerinin yüksek bir içeriğine sahip olmalıdır. Ortalama günde 1 gram omega-3 yağını tavsiye ediyoruz. Eğer üretici sadece ambalajdaki balık yağı miktarını sağlıyorsa, omega-3’ün ne kadar olduğunu ve günlük doz başına ne kadar EPA ve DHA aldığınızı kontrol edin.

Omega-6 ve omega-9 içeren gıda takviyesi seçmeyin:

Hem omega-3 hem de omega-6, diyet yoluyla vücuda alınması gereken temel yağ asitleridir, ancak çok fazla omega-6 alırsak bir dengesizlik meydana gelebilir. Omega-6, vücut hücrelerindeki boşluk için omega-3 ile “rekabet eder”.

Bugün, batı tarzı beslenmede omega-6’nın omega-3’e oranı 10: 1 ile 20: 1 arasındadır. Bu, omega-3’e göre 20 kata kadar daha fazla omega-6 alabildiğimiz anlamına gelir. Önerilen maksimum oran 5:1’dir.

Omega-9’a gelince, vücudunuz bu yağ asidini kendi başına üretiyor, bu yüzden fazladan takviye almanıza gerek yoktur.

Sonuç: Omega-6 ve omega-9 içeren takviyelerden uzak durun. Çoğumuz normal bir diyetle yeteri kadar omega-6 alırız ve vücut omega-9 bile üretebilir.

Bitkiden alınan omega-3:

Bazı takviyeler, sadece omega-3’ü bitkisel kaynaklardan, Alfa Linolenic Asit’ten (ALA) aldıklarını ve vücudumuzun bunu önemli yağ asitleri EPA ve DHA’ya dönüştürebileceğini bildirmektedir. Ancak, vücudun ALA’yı EPA ve DHA’ya dönüştürme yeteneğinin çok sınırlı olduğunu bilmek önemlidir.

ALA’nın, deniz omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA ile aynı olumlu etkileri de belgelenmemiştir. Bu nedenle vücudu doğrudan deniz kaynaklarından elde edilen omega-3 ile beslemek daha doğrudur.

Sonuç: Bitkiden elde edilen Omega-3’ün (ALA) beyin ve görme sağlığı üzerinde deniz omega-3 yağ asidi DHA’nın olduğu gibi kanıtlanmış bir etkisi bulunmamaktadır.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

İnsan Evriminde Omega-3

Omega yağları, evrimsel ve beşeri gelişmede önemli bir rol oynamıştır. Beynin esas yapısını, merkezi sinir sistemini ve hücre zarlarını oluşturma – her hareketimizde bizi kontrol eden ve koruyan hormonlar ve bağışıklık kimyasalları için yapı taşlarını sağlamasının yanı sıra, modern insan, bu yağların yeterli kaynağı olmadan var olmazdı.

Omega-3’lere olan ilgiyi uyandıracak ilk gözlemler, çok az sayıda bulunan diğer seçeneklerle beraber, çok sayıda deniz hayvanı yağı yiyen Grönland Eskimolarının diyetinin incelenmesiyle sağlandı. Diyetlerin en sağlıklısı sayılmamasına rağmen, yüksek omega-3 yağ tüketiminin kardiyovasküler sağlığa fayda sağladığı görülmüştür. Bu keşiflerin, o güne kadar devam eden omega-3’lere yönelik çok sayıda araştırma için fırlatma rampası olduğunu kanıtlandı. Omega-3’lerin sağlığa faydalı önemli işlevleri olduğunu gösteren büyük araştırmalara rağmen, birey olarak tükettiğimiz miktarlar sorun yaratacak şekilde düşüktür. Omega-3 yağları, uzun vadede sağlığı korumak ve korunmasına yardımcı olmak amacını taşıyan herhangi bir beslenme yaklaşımının temel bileşenidir.

İnsan evriminde Omega-3: beynin gelişimi

İnsan evrimindeki en önemli olaylardan biri beynin gelişimiydi. İnsanın erken dönemindeki atalarının küçük beyinleri vardı ve bu nedenle insanlar, bitki temelli beslenmesi olan ve çeşitliliği olmayan bir hayat süren yaratıklardı. Doğu Afrika’da iki buçuk milyon yıl öncesine dayanan arkeolojik alanlar, insanların hayvan tüketiminin ilk işaretlerini gösteriyor; tüketilen hayvanlar “fırsatçı” seçimlerdi ve vahşi yırtıcılarla etkileşime girme riski olmadan kolayca elde edilirdi. Bunlar arasında küçük kuşlar, yumurtalar, küçük kara memelileri ve balık ve sürüngenler de dahil olmak üzere çeşitli su canlıları bulunmaktaydı. Her çeşitten küçük hayvanı ve deniz canlısı kombinasyonunun insan beyninin gelişmesi için katalizör görevi gördüğü düşünülmektedir.

İnsan beyni yaklaşık% 60 oranında yağdır. Yağ asitleri, beyninizin bütünlüğünü ve performans yeteneğini belirleyen önemli moleküllerdir. Beyin yapısını oluşturmadaki görevlerinin ötesinde, EPA ve DHA gibi yağlar, haberci olarak yani demans gibi hastalıklara karşı nöroprotektif etkiler doğuran sinir taşıyıcılarının üretiminde anahtar oyuncular olarak görev yaparlar.

Beyin, enerji gereksinimleri çok fazla olan devasa bir organdır, bu yüzden de hayvanların yakalanması, pişirilmesi ve tüketilmesi bitkilere oranla çok daha fazla enerji alımını mümkün kılmıştır. Hayvan tüketimiyle gelen daha fazla enerji alımı daha büyük bir beynin gelişimine katkı sağlamıştır. Bazı antropoloji araştırmacıları beynin yaklaşık iki milyon yıl önce, bir çok arkeoloji alanındaki verilere göre insanların deniz hayvanlarını tüketmeye başlamasıyla birlikte birden bu kadar büyümesinin tesadüf olamayacağına inanıyorlar.

Beynin büyük bir kısmı yağdan oluşur. Uzun zincir omega-3 yağları eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) beynin yapısı ve işlevi için çok önemlidir ve önemli yapısal yağ olan araşidonik asit (AA) ile birlikte deniz hayvanlarında bol miktarda bulunur. Quebec, Sherbrooke Üniversitesi’ndeki bir metabolik fizyoloğu olan Dr. Stephen Cunnane’e göre, “bu, zengin ve güvenilir kıyı şeridi temelli diyetti, bu da beynimizin bugün olduğu seviyeye gelmesi yönünde beynimizi besledi ve gerekli besinleri sağladı.” İnsanlar geliştikçe ve beyinleri daha da gelişti, uzman avcılar oldular ve süregelen adaptasyona imkan veren, besin açısından zengin beslenmeyi sağlamak için yağsız zengin bitkisel hayvan gıdaları ile birlikte yerel bitkisel besinleri de tükettiler.

Taş alet yapımının ve deniz kaynaklı tüketimin, insan beyninin gelişimine ne ölçüde katkıda bulunduğu konusunda bazı tartışmalar devam etmektedir, ancak tüketilen omega yağlarının miktarının çok tutarlı olduğu kuşkusuzdur. Omega-6 omega-3 yağlarının 1-2 dengesi, çeşitli yabani, doğal ve mevsimsel yerel bitkisel besinlerden ve bunlarla birlikte vahşi hayvanlardan ve deniz canlılarından sağlanacaktı. Omega yağlarının bu dengesi (yeni besin kaynaklarına rağmen, daha iyi avlanma teknikleri ve yeni toprak kütlelerine doğru hareket), bizimle kaldı ve sonraki 990.000 yılda vücudun karmaşık ve iyi düzenlenmiş sistemlerinin gelişiminin temelini oluşturdu.

Tarım ve omega-6 ve omega-3 dengesindeki değişim

On bin yıl önce tarımın ortaya çıkışı (insanların ne kadar süredir dünyada olduğu düşünülecek olursa bir göz kırpma süresi kadar) her şeyi değiştirdi. Tarımın ilk belirtileri aslında bir önceki 10.000 yıl öncesine dayanmaktadır ve insanların yemeklerini elde etme şekillerindeki değişimin büyük bir kısmı iklim değişikliğinin bir sonucudur. Bu süre zarfında, dünyadaki yaşam, insanların daha önce büyük ölçüde faydalandığı büyük memelilerin ve bitkisel besinlerin çoğunu yok eden çok sayıda ve uzun süreli aşırı soğuklar (buzul çağı) ve ortaya çıkan buzullarla karşı karşıya kaldı. İnsanlar, daha küçük boyutta vahşi hayvan avı ve bu sert koşullardan kurtulabilen mısır, arpa ve meşe palamudu gibi tahıllar ve kuruyemişlere yönelmek zorunda kaldılar. Bu tür gıdalara olan bağımlılık yoğunlaşarak, yaklaşık on bin yıl önce tahıl tanelerinin ıslahıyla ve bugün bizim sofralarımızda yaygın olarak bulunan hayvanların tam olarak evcilleştirilmesiyle sonuçlandı. Bitkileri ve çiftlik hayvanlarını yetiştirmek için gerekli olan yoğun işgücüne rağmen, insanların tarımın daha güvenilir bir besin kaynağı olarak kabul ettikleri düşünülmektedir, öyle ki tarım muhtemelen insan popülasyonunun hızlı büyümesini tetiklemiştir.

“Son on bin yılda insanların, omega-6 omega-3’e açısından dengeli ve orantılı % 100 doğal bir diyetten, büyük oranda yapay, omega-6 bakımından zengin tahıl temelli bir diyet tüketmeye yöneldiğine tanık olunmuştur. Bu da bu önemli yağları tüketmedeki oranımızı, omega-6 lehine 15:1 seviyelerine geriletmiştir.”

Yemeklerimizi elde ettiğimiz kaynaklara giden yoldaki dramatik değişim, tükettiğimiz besinlerde de büyük bir kaymayı beraberinde getirmiştir. Tüketilen yeni bitkilerin omega 6 yağları bakımından iyi kaynaklar olmasına rağmen, bu besinler hayati öneme sahip omega-3’lerden yoksunlardı ve gelişmek için geliştirdiğimiz hassas denge omega-6’nın lehine dönmeye başladı. Nüfusun devam eden yükselişi, gıdaya olan talebin artmasına ve çiftlik hayvanlarının beslenmesine ve hayvan beslenmesine yönelik artan arazi gereksinimlerine yol açtı. Bu nedenle, tahıllar enerji açısından verimli gıda kaynağı olarak görülmüş, bu da hem insanları hem de hayvanları beslemek için giderek artan bir bağımlılığı beraberinde getirmiştir.

Otlarla beslenen organik et, şu ana kadar en sağlıklı seçenek olmakla birlikte, çoğu sığır eti, etin besin profili açısından zararlı olan omega-6 bakımından zengin tahıllar ile beslenmektedir.

Hayvanlar, tahıl aldıkça daha az “mera”ya ihtiyaç duydukları için giderek daha küçük meralık alanla sınırlandırıldılar. Artık hayvanların, omega-3 bakımından daha zengin içerikli ot, yemlik bitki ve böcekle beslenmemesinin sonucu olarak, insanlar, diyetlerinde, et ürünleriyle daha düşük miktarlarda uzun zincir Omega-3 alır oldular. Tükettiğimiz hayvanların beslenme profili dramatik şekilde değişti. Nüfus artmaya devam ettikçe ve teknoloji geliştikçe, insanlar nehir ve denizlerden uzaklaşmaya başladılar, yani balık ve deniz ürünleri – diğer bir deyişle diyetimizde omega-3’lerin en zengin kaynağı – artık menüde düzenli olarak yer almaz oldu.

Son yüz yılda tahılların rafine edilmesi, üretilen bitkisel yağların yoğun kullanımı ve yağ alımımızı azaltmak için yayınlanan halk sağlığı mesajları, bu sorunu epik oranlarda artırmıştır. Böylelikle son on bin yılda insanların optimal omega-6 omega-3 oranının 1-2:1 olduğu % 100 doğal diyeti bıraktığına, pek çok Batı ülkesinde bu önemli yağlarının oranının omega-6 lehine 15:1’i aşan oranlara tırmandığına ve insanların büyük ölçüde yapay ve omega-6 bakımından zengin bir tahıl tüketimine geçtiğine tanık olundu.

Daha da kötüsü, yoğun tarımla birlikte yapay, işlenmiş ve rafine edilmiş modern gıdaların yüksek tüketimi, vücudumuzun çalışmasını sağlayan tüm biyokimyasal süreçleri desteklemek için gerekli olan hayati vitaminlerimizi ve minerallerimizi tüketir. Böyle bir süreç, omega-3 uzun zincir yağların bitki besinlerinde bulunan kısa zincir yağlardan daha az tüketilmesine neden olur. Bu süreç enzime bağımlıdır ve bu enzimler, vitamin ve mineraller şeklinde yeterli miktarda mikro besin alımına dayanır. Modern batı medeniyetleri bu nedenle sadece omega-6’ya kıyasla önemli ölçüde (> 15x) daha az omega-3 yememekle kalmıyor, aynı zamanda, yediğimiz omega-3 bitki yağlarından önemli uzun zincirli omega-3’leri üretme kapasitesini de düşürüyor. Oldukça basit bir şekilde, bir çoğumuz bir tanesi de delta-6-desatüraz (D6D) dahil bu gerekli dönüşümleri yapmak için gerekli enzimlerden yoksunuz.

Burada, otla beslenen ve otlanmış etlere geçmenin yağ asidi profilinizi önemli ölçüde artırabileceğine dikkat çekmek istiyoruz. 2011 yılında British Journal of Nutrition’da yayınlanan bir çalışmada, bireyler, sebze bazlı, hububat bazlı (tahıl ve soyadan takviye edilmiş bir karışım) ve kırmızı et bazlı diyetlerle beslenmiş ve dört hafta sonra bireylerdeki omega-6 omega-3 oranı karşılaştırılmıştır. Otla beslenen etleri yiyen bireyler, hububatla beslenen hayvanlardan alınan kırmızı etli (8: 1’den 13: 1’e kadar) diyetle karşılaştırıldığında, plazma omega-6 omega-3 oranı önemli ölçüde (9: 1’den 6: 1’e kadar) iyileşmiştir. Birleşik Krallık’ta, ülke çapında hizmet veren otlarla beslenen et tedariki yapan çeşitli tedarikçiler bulunmaktadır.

Dengesiz omega-6 omega-3’e oranı ve sağlığa olan etkisi

Yağ asitleri profilimiz neden bu kadar önemli? Daha önce de belirtildiği gibi, omega-6 omega-3 hassas dengesi, yaklaşık iki milyon yıldır evrimimizi şekillendirdi. Vücudun her bir hücresi, yapısını oluşturan belirli bir orandaki yağ ile optimal olarak çalışır. Kalp, beyin, bağışıklık sistemi ve hormonların, doğru bir şekilde çalışabilmesi ve sağlıklı kalabilmemiz bu dengeye dayanır. Bu dengeyi değiştirmek, büyük sağlık sorunlarını beraberinde getirir ve çalışmalar, omega-6 omega-3 oranının, kardiyovasküler hastalık (CVD), depresyon, demans ve artrit gibi modern sağlık salgınlarının şiddeti ve yayılmasında hayati bir rol oynadığını tutarlı bir şekilde ortaya koymuştur. Tarım öncesi, bu koşullar mevcut değildi ve bugün bile çocuklara KVH, obezite ve diyabet, yanı sıra ciddi nörogelişimsel ve ruhsal bozukluklar tanısı konmaktadır.

“Omega-6 omega-3’ün hassas dengesi, yaklaşık iki milyon yıldır evrimimizi şekillendirdi.”

Omega-3’ün sağlığa faydaları geniş bir şekilde araştırılmaktadır.

1980’lerde yayınlanan ilk gözlem çalışmaları, omega-3 yağlarının sağlık ve uzun ömür için önemli olduğunu gösterdiğinden, sağlık ve hastalıktaki rollerine sürekli olarak ilgi duyulmuştur. Her yıl omega-3 yağlarını inceleyen 1000’den fazla çalışma yayınlanmaktadır.

1970’lerde modern avcı-toplayıcı popülasyonlarına bakarak yapılan araştırmalar, Grönland Eskimolarında kayda değer oranda düşük kardiyovasküler hastalık, diyabet ve diğer enflamatuar durumlar olduğunu tespit etmiştir. Sınırlı, fazla yağlı düşük meyve ve sebze tüketimli Eskimo diyeti “Eskimo Paradoksu” olarak biliniyordu.

Yüksek omega-6 alımı ile birlikte düşük seviyelerde omega-3 alımı (çocuklukta büyüme ve gelişim sırasında ve daha sonra yetişkin yaşamında), maalesef modern diyetlerin özelliği, artan kardiyovasküler hastalık riski, Alzheimer ve demans, depresyon, alerji, otoimmün ve multipl skleroz, şizofreni, otizm, DEHB, egzama ve sedef hastalığı, artrit, osteoporoz, zayıf stres başa çıkma mekanizmaları, yorgunluk ve enflamatuar hastalıklarla ilişkilidir.

Özellikle uzun zincir omega-3 EPA ve DHA’sının, şimdi, kalbin ve kan damarlarının, bağışıklık sisteminin ve enflamatuar sürecin, beyin ve merkezi sinir sistemi yapısının ve fonksiyonunun, bebek gelişiminin, ruh halinin düzenlenmesi, eklem ve kemik yapısı ve cilt sağlığı bakımından esas olduğu anlaşılmaktadır.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al

Norveç Sağlık Bakanlığı’ndan Öneriler

Omega-3’ün etkileri konusunda 10.000’den fazla bilimsel çalışma yapılmıştır. Bunların çoğu pozitif olup, omega-3’ün alımı ile kalp, beyin ve göz sağlığının korunması arasında net bir bağlantı olduğunu göstermiştir.

Omega-3 (EPA ve DHA) kalbin normal işlevini sürdürmesine yardımcı olur. Pozitif sağlık etkileri günlük minimum 250 mg EPA ve 250 mg DHA alımı ile elde edilir.

Ayrıca, omega-3 (DHA), beynin ve görüşün normal işlevini sürdürmesine katkıda bulunur. Pozitif sağlık etkileri günlük minimum 250 mg DHA alımı ile mümkün olur.

Norveç Sağlık Bakanlığı, haftada üç öğün balık yemeyi önerir; bunun için beslenmede en az 200 gram, somon, alabalık, uskumru veya ringa balığı gibi yağlı balıklar olmalıdır.

Yağlı balık yemezseniz veya yeterince yağlı balık yemiyorsanız, Norveç Sağlık Bakanlığı günlük olarak omega-3 balık yağı gıda takviyesi almanızı önerir.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 149,00 ₺
Hemen al