Sonbaharda Bağışıklık Destekçilerimiz

Sonbahar yenilenme zamanı olarak bilinir. Aynı zamanda kış için bağışıklık güçlendirme ve bunun için gereken besin kaynaklarını depolama zamanıdır.

Bu günlerde metabolizmanızı koruma altına alıp, bağışıklık güçlendirmenin en etkili yollarından biri yeterli ve dengeli beslenmedir. Bu, her yaş grubu için geçerlidir. Mevsim geçişlerinde, gün içerisinde her besin grubundan yeterli miktarda tüketmek gerekir. Bu besin grupları kısaca et- yumurta- kurubaklagil, süt ve süt ürünleri, sebze-meyve ve ekmek- tahıl grubudur. Bu dönemde sağlıklı beslenmenin temeli besin çeşitliliğidir. Bir iki besinden fazla miktarda tüketmek yerine, değişik türde besinlerden tüketmek daha doğru olacaktır. Değişik renk veya tattaki besinlerle, farklı pişirme yöntemleri kullanarak da mutfaklarda çeşitlilik sağlanabilir. 

Vücudun sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için düzenli öğünler gerekir. Özellikle günlerin kısalmaya başlaması ile öğünlerin geç saatlere kayması, düzensiz beslenme ve uzun süreli açlıklar kilo artışını beraberinde getirirken, kan şekerinde dengesiz yükselmelere ve sonbahar yorgunluklarına sebep olabilir. Belirli aralıklarla düzenli bir programda karbonhidrat, protein ve yağdan dengeli, lif içeriği yüksek beslenmek bağışıklık gücünü arttırmaya yardımcı olur. Sonbaharda beslenme planı yaparken proteinlerin doku ve onarımdaki güçlü etkileri göz önünde bulundurularak kaliteli protein kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Bu, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma olasılığını azaltacağı gibi, yakalanılırsa da daha az zararla atlatılmaya yardımcı olacaktır. Vücut direncini arrtırmak için kalsiyum, magnezyum,çinko ve potasyum içeren yiyecekler beslenmede mutlaka olmalıdır. Güneş ışınlarının azaldığı günlerde yeterli miktarda süt ürünleri almak kemik sağlığı açısından önemli. Kalsiyum en kolay süt,yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinden veya koyu yeşil yapraklı sebzelerden, kuruyemişlerden de alınabilir. 

Antioksidanlar sabah yorgun uyanılmasını önleyerek mevsim geçişlerinde mutsuz, karamsar ruh halini ortadan kaldırır. Serbest radikallerden ve bunların yaptığı zararlardan vücudu korur. C vitamini, E vitamini, beta karoten alınması gereken antioksidanlardır. Sonbaharda iyi beslenmek için yeterli C vitamini tüketmeye özen gösterilmeli ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiren bu vitamini; kuşburnu, turunçgiller, domates, biber, maydanoz, soğan, brokoliden kolayca alınabilir. 

Sonbaharda dost bakterileri beslemek bağışıklık sisteminin güçlü olduğu anlamına gelir. Bunun için bol lifli gıdalar tüketmek, probiyotik besinlerden destek almak gerekir. Yoğurt, kefir, turşu, pırasa sofralardan eksik olmamalıdır. 

Sonbaharda kullanabileceğiniz gıda takviyelerinden bahsetmek gerekirse bunlardan biri arı polenidir. Arı poleni arıların erkek çiçek tohumlarından topladığı ekstra enerji verici bir maddedir. Yorgunlukta ve enerji ihtiyacının arttığı durumlarda, bağışıklık sisteminin toparlanmasında etkilidir. Ginseng kökünün ise bize yine bu konuda destek olduğu bilinmektedir. Vücuttaki yağ asitlerini enerjiye dönüştürerek kaslardaki şeker kullanımını dengeler. Hem zihinsel hem de fiziksel aktiviteyi arttırmaya yardımcı olur. Her mevsimde olduğu gibi sonbaharda da bağışıklık destekçilerimizden biri olan Omega-3 kaynaklarını almaya önem verilmelidir. Sağlıklı bireylerin günlük 1000 mg Omega-3 alması, onların gereksinimlerini karşılar. Sonbahar beslenme düzenlerinde haftada 3-4 porsiyon balık tüketmeye ve gerekirse takviye almaya dikkat edilmelidir. 

Son olarak her gün yeterli miktarda su tüketimini sağlamaya çalışılmalıdır çünkü su içtikçe lent sıvısı üretimi artar. Bu sıvı da akyuvarları ve bağışıklık sistemini güçlendiren hücreleri organlara taşır. Havaların soğumasıyla birlikte vücut ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek için harcamış olduğu enerji miktarını düşürür. Bu nedenle hem kilo alımını engellemek hem de bağışıklık sistemini güçlendirmek için fiziksel aktiviteyi her gün yapmaya gayret gösterilmelidir. 

İyi beslendiğiniz, hareketsiz kalmadığınız sağlıklı bir sonbahar diliyorum.

Diyetisyen Buse Altınay

Dyt. Buse Altınay

Ballstad Diyetisyeni

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Okul Çağı Çocuklarının Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Okullar açılıyor… Hem çocuklar hem de aileleri heyecanlı oldukça heyecanlı… Sizlerle bu yazımda okul çağı çocuklarında beslenme programlarının nasıl olması gerektiği ve okul başarısını da etkileyen hangi besinlerin onların gelişimine katkıda bulunduğunu paylaşmak isterim.

Okul çağında sağlıklı beslenmenin amacı sağlıklı büyüme ve gelişmeyi sağlamaktır. Bu yaşta boy ve kilo artabilir. Aynı zamanda hücrelerin yapıları ve işlevleri, motor ve bilişsel yetenekleri, duygusal ve sosyal davranışları da olgunlaşır.

Sağlıklı beslenmenin anlamını ihtiyaç duyulan besinleri vücuttan almak ve dengeli ve çeşitli beslenme ile ideal vücut ağırlığını korumak olarak tanımlayabiliriz. Okul çağı, çocukların birçok gelişimini içeren ve bu dönemde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda onların sağlığını etkilediği çocukluk ve yetişkinlik arasındaki bir dönemdir. Yetersiz beslenme vücuttaki birçok gelişmenin durmasına ve gecikmesine neden olabilir. İlerleyen yaşlarda kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, obezite gibi kronik hastalıkları önlemek için yaşamın bu döneminde dengeli ve yeterli beslenme önemlidir. Büyüme ve gelişme döneminin ihtiyaçlarına bağlı olarak çocukların beslenme tarzı yetişkinlere göre daha spesifik olabilir. Bu nedenle, onların gelişimi için gerekli tüm besinleri içeren bir besleme programı verilmelidir.

Besin çeşitliliğini sağlamak için her besin grubu bizler için öenmlidir. Temelde beş besin grubumuz vardır. İlk grup; süt, yoğurt ve peynir gibi besinleri içeren süt ve süt ürünleri grubudur. Bu gruptan günde iki veya 3 porsiyon tüketilmelidir. Haftada üç veya dört porsiyon et, tavuk, balık alınmalıdır. Bu grup, gelişimleri için gereken yeterli proteini içerir. Çocuk balık tüketmiyorsa, sağlık uzmanlarının tavsiyelerine göre yüksek kaliteli balık yağı takviyesi kullanabilir. Tahıllar, sebzeler ve meyveler günde beş porsiyon olarak tüketilmesi gereken diğer önemli gruplardır. Çocuk sebze veya meyve yemeyi sevmiyorsa aileler bunları başka yiyeceklerle karıştırarak tükettirmeyi deneyebilir. 

Diyet Referans Alımları 7-10 yaş için 2000 kcal / gün, 11-14 yaş için 2500 kcal / gün ve 15-18 yaş için 2800 kcal / gün enerji ihtiyacını önermektedir. Sağlık örgütleri toplam günlük kalorinin % 50 veya daha fazlasının karbonhidratlardan gelmesi gerektiğini ve kalorilerin % 10-25’inden daha fazlasının şekerden alınmaması gerektiğini göstermektedir. Yüksek lif içeriği ve kompleks karbonhidratlar tavsiye edilir. Birim boy başına protein ihtiyacı, 11-14 yaş aralığındaki kızlarda ve 15-18 yaş aralığındaki erkeklerde en yüksektir. Bu gereksinimler her besin grubu ile karşılanmalıdır.

Okul çağındaki çocukların sağlığından daha spesifik olarak bahsedecek olursak, bu dönem kemik sağlığı açısından kritik bir dönemdir. Kemik kütleleri bu dönemde maksimum sınıra ulaşabilir. Günlük yeterli miktarda kalsiyum alamayan çocuklar, gelecekte osteoporoz için yüksek risk altındadır. Bu dönemde toplam kan hacminin genişlemesi, yağsız vücut kütlesinin artması sonucu hem kız hem de erkek çocuklarda demir ihtiyacı artar. Bu nedenle onların demir ihtiyacının karşılanması çok önemlidir. Genç kızlarda düşük demir depoları demir eksikliği anemisine neden olabilir. Özellikle bu dönemde onlara demir açısından zengin kaynaklar tavsiye edilir. Diğer vitamin ve minerallerdeki, özellikle tiamin, E vitamini, B vitamini, iyot ve çinkodaki eksikliklerin bilişsel yetenekleri ve zihinsel konsantrasyonu engellediği gösterilmiştir.

Mental sağlık ve beyin gelişimi dediğimizde, omega-3 bir diğer önemli beslenme faktörüdür. Omega-3 yağ asitleri, vücudun kas aktivitesinden hücre büyümesine kadar çok çeşitli işlevler için ihtiyaç duyduğu maddelerdir. Ancak vücudunuz kendi başına omega-3 yağ asitlerini üretemez. Onları yiyecekler veya besin takviyesi yoluyla alırız. Omega-3 yağ asitlerinin diyet kaynakları arasında somon, alabalık ve uskumru gibi yağlı balıklar bulunur. Beyin gelişimi ve beyin işlevinde, özellikle öğrenme ve hafızada rol oynarlar, araştırmalar okul çağındaki çocukların aldığı omega-3 yağ asitlerinin okuldaki performansı artırabileceğini öne sürmüştür.

Bunlara ek olarak, yüksek DHA alımı hiperaktivite bozukluğu olan çocukların davranışlarındaki gelişmeler ile ilişkilidir. Balık yağının bu bozukluğu olan çocukların semptomlarını iyileştirmeye yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar var. Bazı bulgular, balık yağı takviyelerinin, bu bozukluğu olan 8 ila 12 yaş arası çocukların zihinsel becerilerini geliştirebileceğini düşündürmektedir. 

Okul çağındaki çocuklar hakkında konuştuğumuzda, bazı önemli tavsiyeleri de sizinle paylaşmak istiyorum. Unutmamak gerekir ki ,düzenli öğünler düşünme kapasitelerini artırarak ve daha dikkatli odaklanarak sınıflarında ve aktivitelerinde başarılı olma yeteneklerini arttırır. Çocukların öğün atlamasıyla  ile ilgili 740 öğrenciyi içeren bir araştırmada öğrencilerin% 60’ından fazlasının öğün atlamanın odaklarını etkilediğini kabul ettikleri görülüyor.

Bir diğer önemli konuda da çocukların özellikle kahvaltıda öğününü atlama alışkanlığının olmasıdır. Sabahları yeterince vakit bulamamak onların kahvaltıyı atlamasına neden olabilir, ancak bu dönemde kahvaltı yapma alışkanlığı edinmeleri gerekir. Çünkü kahvaltı, uzun açlıktan sonra vücudun enerji ve besinlerle yeniden depolamasında önemlidir. Her gün kahvaltı alışkanlığı olan ergenlerin günlük besin ihtiyaçlarını karşılama olasılıkları çok daha yüksektir, daha iyi konsantre olabilirler ve daha uzun bir dikkat süresine sahip olabilirler, bu da onların daha iyi öğrenmelerine ve çalışmalarına yardımcı olur. Ayrıca, kahvaltı yapanların normal aralıkta bir vücut kitle indeksini (BMI) korumada daha başarılı olduklarını bildiren çalışmalar da vardır. 

Aileler bu konuda onlara destek olmalı gerekirse çocuklara beslenme çantası hazırlamalıdır. Beslenme çantaları onların okul saatlerine göre kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalıklarını içerebilir. Bir beslenme çantasının içerisinde olması gereken besinlere örnek vermem gerekirse; peynir yeşillik içeren tam tahıllı bir sandviç, süt ve taze meyve. Böylece çocuklardan mümkün olduğunda hazır paketli gıdalardan uzak duracaklardır. 

Çocuklar her zaman anne ve babalarını rol model olarak alırlar. Bu nedenle sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenmeyi öğretmek için işe öncelikle kendinizden başlayabileceğinizi unutmayın.

Yeterli ve dengeli beslenme, vücutlarında optimal gelişimi sağlamak ve ileriki yaşlarda pek çok sağlık sorununu önlemek için kritik öneme sahiptir. Hem enerji hem de beslenme ihtiyaçlarını karşılamak için kaliteli yiyecek almak çok önemlidir. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığına sahip olmak, ömür boyu sürecek sağlıklı seçimleri teşvik ettiğini aklınızdan çıkarmayın. 

Diyetisyen Buse Altınay

Dyt. Buse Altınay

Ballstad Diyetisyeni

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Daha kaliteli bir uyku, daha iyi bir sen

İyi bir yaşam için sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak ve stresimizi yönetebilmek kadar uyku düzenimizin de önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.

Kaliteli bir gece uykusunun, fiziksel ve ruhsal sağlığımız için vazgeçilmez olmasına ilaveten yaşam standardımızın iyileşmesinde de büyük katkısı vardır. Uykuyu bir yenilenme, onarım, bakım ve iyileşme süreci olarak görebiliriz. Biz her gece uykudayken bu süreçler devreye girer. Ne yazık ki düzenli bir uykumuz yoksa düzenli beslenmenin, aktif bir yaşam sürmenin, stresi kontrol etmenin yararlarından yeteri kadar faydalanamayız.

Modern yaşamda düzenli ve yeterli bir uyku hepimiz için mümkün olmayabilir. Uyku süresinin azlığı, uykunun derinliği ve hatta dinlendiriliciğinin az olması da pek çok kişinin problemlerinden birkaçı. İşte bu yüzden sizlerle bu yazımda bu konuda neler yapabileceğimizi ve kaliteli bir uyku için hangi besinlerden destek alabileceğimizi paylaşacağım. 

Öncelikle ihtiyacımız olan uyku miktarı yaşam süremiz boyunca değişir. Uyku miktarı, genel sağlık durumu ve yaşam tarzımızın yanı sıra yaş ve aktivite seviyemize de bağlıdır. Örneğin; stres veya hastalık dönemlerinde uyku ihtiyacımız artar. Uyku ihtiyaçları zaman içinde ve kişiden kişiye farklılık gösterse de  sağlık örgütleri yetişkinlerin her gece ortalama 8 saat uyumasını tavsiye eder.  Bunun nedenini yetersiz bir uykunun yol açabileceği birtakım sağlık problemleri olarak açıklarlar. 

Örnek vermek gerekirse; yetersiz uyku vücudu daha fazla insülin ve kortizol üretmek için tetikleyebilir. Bu durumda vücut özellikle karın bölgesinde enerjiyi yağ olarak depolamaya yönelir. Yetersiz uyku metabolizmayı etkileyerek iştahı da arttırabilir. Açlık ve doygunluk hissini düzenleyen hormonlarda değişikliklere yol açar. Şeker ve karbonhidrat içeriği yüksek gıdalara yönelimi arttırır. Bu konu ile ilgili bir çalışmada 2 geceden fazla uyku kısıtlaması yapıldığında iştahın %23 oranında arttığı görülmüştür. Kısacası yetersiz bir uyku kilo alımı ile ilişkilendirilebilir. Bu da hastalık gelişme riskimizin artabileceğinin göstergesidir. 

Araştırmalar uykudan önce tüketilen besinlerin de uyku düzeninde etkili olduğunu söylüyor. 2015 yılında yapılan bir çalışmada gece geç saatlerde yenilen yemeklerin uykusuzluğa, konsantrasyon yoksunluğuna sebep olabileceğini söylüyor. Uykuya geçişte besinlerin etkisinden yine söz edebiliriz. Eğer uyku problemi yaşıyorsanız uyumadan 1-2 saat önce besin alımını kesmekte fayda var. Önemli olanın neyi, ne zaman ve ne kadar yediğimiz olduğunu unutmamak gerekir. Yatmadan en geç 1-2 saat önce yağlı, şekerli, baharatlı, ağır besinler yerine daha hafif ve uykuya geçişi kolaylaştırıcı besinler tercih edilebilir. Bu besinlerden bahsetmem gerekirse, küçüklükten beri alışkın olduğumuz süt başta gelir. Süt iyi bir triptofan kaynağı olduğu için uyku kalitesini arttırır. Yulaf ve çilek uyku düzeninin korunmasında bize yardımcı olur. 

Yağlı balıklar uykuya daha hızlı geçmemize ve daha derin uyumamız konusunda bizi destekler. 

Her şeyde olduğu gibi uyku konusunda da terazinin dengesini değiştirmek, vücudun biyosaatini bozmak, bağışıklık sistemini ve metabolizmayı olumsuz etkiler. Sağlıklı bir uyku rutini sürdürmek vücudun biyoritminin düzgün çalışması için önemlidir. Bu nedenle iyi ve sağlıklı bir yaşamın anahtarlarından biri olan uykuya daha çok önem vermenizi ve bahsetmiş olduğum gıdaları beslenmenizden eksik etmeninizi öneririm. 

Unutmayın ki, daha iyi bir uyku daha iyi bir siz demektir. 

Diyetisyen Buse Altınay

Dyt. Buse Altınay

Ballstad Diyetisyeni

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Yaz Aylarında Su İhtiyacı

Yaz aylarında olduğumuz bu günlerde dikkat etmemiz gereken bir konu var ki şüphesiz sıvı tüketimi!

Ballstad diyetisyenimiz sıcakların artmasıyla beraber sıvı ihtiyacımızın da arttığına değinerek, bizlere bir kez daha su tüketiminin önemini hatırlatıyor:

Su tüketimi bizim için neden önemli?

Vücudun yaşamsal en küçük birimi hücredir. Hücrelerdeki yaşam için gerekli olan bütün biyokimyasal olaylar için ise suya ihtiyaç vardır.  Bunun yanında su ve diğer içecekler; yiyeceklerimizin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması; hücrelerin, dokuların organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetiminin ve eklemlerin kayganlığının sağlanmasında rol oynar diyebiliriz. Bütün bunların yanında kalsiyum, magnezyum ve flor gibi temel mineralleri de sağlar. Bahsetmiş olduğum bu vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi “hidrasyon” dediğimiz su dengesinin korunması ile mümkündür. Vücudun su dengesi; solunum yoluyla, idrarla, terle ve dışkıyla su kaybının, içecekler ve yiyeceklerle alınan su miktarları ile yerine konması ile sağlanır.

Su dengesi bozulursa ne olur?

Metabolizma sonucu oluşan zararlı maddeleri ve diğer atıkları yaklaşık böbreklerden 1500 mL/gün, deriden 500 mL/gün, bağırsaklardan 300 mL/gün, solunumla 300 mL/gün olmak üzere toplam yaklaşık 2.5 litre/gün sıvı kaybıyla da vücut suyu dengede tutulur. 

Aşırı su kaybı bizim için tehlikelidir. Bebekler bu konuda en büyük risk grubunu oluştururlar. Onlar vücutlarının su içeriği en yüksek olan yaş grubudur. Su kaybının fazla olması durumunda kan hacmi azalır, dolaşım yeterli olamaz, besin öğelerini doku ve organlara ulaştırılmasında doğacak sorunlar bu organların işlevine yansır ve diğer bazı sorunlar ortaya çıkar. 

Yeterli ve dengeli miktarda su içmezsek;

-Vücudun besinleri sindirim ve atım hızı düşeceği için kilo artışları yaşayabiliriz. Hücresel sağlık adına önemli olan su alımınızı artırarak; vücudun çalışma hızına destek verip, dolaylı yoldan kilo kaybına yardımcı olabilirsiniz.

–   Kabızlık ve gaz şikâyeti yaşayabiliriz. Bağırsakların aktif çalışmalarını devam ettirebilmesi için posa alımı, hareket ve su alımı çok önemlidir. Bunun için sindirim enzimleri ve bağırsak hareketlerinin devamlılığı adına günlük sıvı alımınızı takip etmelisiniz.

Kısacası, vücuttaki suyun dengesinin yaşamsal önemi vardır, günlük gereksinim 35 mL x vücut ağırlığı (kg) eşitliği ile basitçe hesaplanabilir. İdrar renginin koyulaşması, su ihtiyacının karşılamadığını göstergesidir. Her gün bu rengi takip etmek alışkanlık haline gelmelidir. 

Hangi durumlarda sıvı ihtiyacımız daha çok artar?

Sıcak havalarda, fazla fiziksel aktivite yapıldığında, fazla proteinli ve tuzlu yiyecekler tüketildiğinde, terleme ve idrarla, vücut ısısını arttıran ateşli hastalıklarda solunum yolu ile ishalde ise bağırsak yolu ile sıvı kaybı artar. Böyle durumlarda vücudun sıvı/su gereksinmesinde de artış olur, vücutta sıvı dengesini korumak için kaybolan suyun yerine konulması gerekir.

İçinde bulunduğumuz yaz aylarında sıvı ihtiyacımızı karşılamak öneri paylaşır mısınız?

Yaz aylarında vücudun susuz kalmaması için seçeceğiniz en iyi alternatif buzlu çaylar olabilir. Gazsız olan bu çaylar hem şişkinliğinizi artırmaz hem de hazmı kolaylaştırarak günlük sıvı ihtiyacınızı karşılamaya destek olur.

Sağlık açısından önemi artık bilinen yeşil çay içeren buzlu içecek ise yemeklerinizin yanında ferahlatıcı etkisi ile gün içinde susuzluğunuzun giderilmesinde yardımcı olacak sıvı alternatiflerdir. Düzenli olarak sıcak veya buzlu içilen yeşil çay metabolizmayı düzenlemekte, vücudun yağlanmasını önleyebilmekte, kalp ve kanser gibi hastalıklara da kalkan olabilmektedir. Yeşil çayınızı yaz mevsiminin bu bunaltıcı günlerinde; limon, şeftali,çilek gibi yaz meyvelerini püre halinde ekleyerek, içine buz koyarak lezzetli içecekler haline getirip içebilirsiniz.

Maden suyu da yine yaz ayları için en uygun içeceklerden biridir, su içmekte zorlananlar için maden suyu kurtarıcımız olabilir. 
Tüm bunların yanında pratik bir çözüm olarak kendiniz ve aileniz için şekersiz bol buzlu kalorisiz bir limonata hazırlayabilirsiniz.

Dyt. Buse Altınay

Ballstad Diyetisyen

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Yeni Normalde Beslenme

Dünya Sağlık Örgütü’nün bir pandemi olarak kabul ettiği koronovirüs hastalığı (Covid-19) ülkemizde de önemli bir halk sağlığı tehdidi oluşturmaya devam ediyor.

Bu salgını önlemede en temel basamak sosyal mesafeyi korumak, koruyucu maske kullanmak ve kişisel hijyene önem vermek. Bunun yanında bu virüse karşı vücudumuzu dinç tutmak adına bağışıklık sistemimizi korumak ve güçlendirmek yapabileceğimiz en doğru yol diyebiliriz. Stres, uyku düzeni, sigara kullanımı gibi birçok madde bağışıklık sistemini etkilese de beslenme alışkanlıkları bu maddelerin başında gelir. Peki, yeni düzenlemeler dahilinde yavaş yavaş normale dönmeye başlayan yaşamımızda sağlıklı kalabilmek ve hastalıklara karşı savunma sistemimizi güçlü kılabilmek için beslenme düzenimizde nelere dikkat etmemiz gerekir? İşte bu sorunun cevabı;

Hazır gıdaların tüketimini sınırlayıp evde daha sık yemek pişirmek, 

Paketli yiyecekler yerine evde kendimizin hazırlayabileceği sağlıklı atıştırmalıklar tüketmek,  

İşlenmiş et, aşırı tuz tüketiminden ve şekerden uzak durmak,  

Vitamin, mineral ve protein bakımından zengin bir beslenme sistemini uygulamak,  

Günlük yeterli sebze ve meyve tüketimini her gün ve her öğün sağlamak,  

Her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli gıdalardan (kurubaklagiller, et, yumurta, balık, tavuk, yağlı tohumlar, vb.) ve süt ürünlerinden (süt, yoğurt, ayran, peynir vb.) gelmesini ayarlamak,

Sülfür zengini turp, roka, tere, soğana mutfağımızda daha sık yer vermek, 

Narenciye grubu meyveler bağışıklık sistemini destekleyici C vitamininden zengin olduğu için bu meyvelerin tüketimine ağırlık vermek ve mümkünse yemeklere taze limon sıkmak,

Kuru meyve ve kuruyemiş gibi raf ömrü uzun; lif ve mineral kaynağı gıdaları sık sık tüketmek,  

Dayanıklı ve besin değeri yüksek protein kaynağı alternatifi olan yeşil, kırmızı mercimek, nohut, fasulye çeşitleri, barbunya, vb. kurubaklagilleri öğünlerimize dahil etmek,

Hastalıklara neden olan virüs ve bakterilere karşı vücudun önemli savunma mekanizmalarından olan antikorların görevlerini yerine getirebilmeleri için her gün yeterli protein alınması gerektiğinden kaliteli protein dediğimiz süt grubu ve yumurta tüketimini özellikle çocuk ve yaşlı grubumuzda arttırmak,

Su içmemeyi ihmal etmemek hem yeni normal düzenimizde hem de genel sağlığımızı korumada bağışıklık sistemimiz için faydalı maddelerdir.

C Vitamini: 

C vitaminin antioksidan özelliği vardır. Antioksidanlar bağışıklık sistemine zarar verdiği bilinen serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur. C vitamini de bu özelliği sayesinde bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir. C vitamini alımını artırmak için narenciyeler, yabanmersini ve çilek gibi kırmızı-mor meyveler ile sarımsak, kırmızı ve yeşil biber ve brokoli gibi sebzeleri beslenme planımıza eklememiz gerekir.

E Vitamini:    

E vitamini de güçlü bir antioksidandır. Özellikle 60 yaş ve üzeri bağışıklık sistemi baskılanmış olma riski yüksek bireylerde E Vitamini alımı arttırılmalıdır. Çiğ badem, fındık, fıstık ezmesi ve avokado gibi besinler E vitaminince zengindir.

Çinko:   

Çinko bazı bağışıklık sistemi hücrelerinin üretiminde yer alan önemli bir mineraldir.Kabak çekirdeği, kaju ve kuru baklagiller gibi çinko kaynağı besinleri tüketerek bağışıklık sistemine katkı sağlanabilir.

Omega-3 Yağ Asitleri:   

Omega-3 yağ asitleri inflamasyonu azaltıp bağışıklık sistemini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Bu nedenle, haftada 2 defa balık yemek gerekir. Buradaki önemli nokta soğuk deniz balıklarının Omega-3 ten en zengin kaynaklar olması nedeniyle daha sık tercih edilmesi gerektiğidir. Eğer balık tüketimi yeterli değilse Omega-3 bakımından zengin, ağır metal içermeyen ve emilimi yüksek olan bir balık yağı takviyesi tercih edilebilir.

Bu bilgiler ışığında yeterli ve dengeli beslenmeye daha çok önem verdiğimiz, bunun yanında uyku düzenimize ve yaşam tarzımıza daha fazla özen gösterdiğimiz taktirde yeni normal dönemimizde de hastalıklara karşı riski azaltabilir ve onlara karşı bir kalkan oluşturabiliriz.

Daha sağlıklı, daha mutlu bir dönem dileğimle.  

Dyt. Buse Altınay 

Ballstad Diyetisyeni  

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Yüksek Kalite Balık Yağı

Yüksek kalitede bir balık yağı; içeriği, tazeliği, saflaştırma işlemi olarak değerlendirildiğinde her kritere uygun olmalıdır. Üretim yeri yani balık yağının kaynağı da bu konuda önem taşır. Norveç, balık yağı takviyeleri üretimi konusunda ilk sırada gelir. Bunun nedenlerini birlikte inceleyelim;

Omega-3’ün en iyi kaynağı soğuk deniz balıklarıdır ve bu balıklar EPA ve DHA adı verilen uzun zincirli Omega-3 yağ asitlerinin zengin kaynaklarıdır. Balıklarda bulunan Omega-3 yağ asitleri, insan sağlığı için gerekli olup tüm hücrelerimizin en etkili şekilde çalışabilmesi için temel bileşenlerdir. Beslenme yoluyla yeterli miktarda Omega-3 alımı sağlanamıyorsa, takviye ile vücudun ihtiyacı olan Omega-3 karşılanabilir. Yüksek kalitedeki bir Omega-3 takviyesi, optimal sağlık için gerekli olan bu temel bileşenlerin yeterli miktarda alınmasına yardımcı olur.

Norveç, yüksek kalite balık yağı üretiminde önemli bir role sahiptir. Dünya’daki gıda takviyelerindeki Omega-3 yağlarının yüzde 40’ından fazlası Norveç’ten sağlanır. Bunun nedeni ülkenin coğrafi özelliklerinin, uzun sahil şeridi ve iklim faktörlerinin Norveç’i bu endüstri için son derece uygun hale getirmesidir. Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)’ den elde edilen son istatistiklere göre, 2016 yılında Norveç 9. en büyük balık avcılığı ve 7. en büyük su ürünleri yetiştiriciliğine sahiptir. Norveç, dünyadaki toplam su ürünleri üretiminin %1,7′ sini üretmiştir.
Norveç, sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli olan en iyi koşulları sağlayan temiz deniz suyuna ve uzun bir sahil şeridine sahiptir. Su ürünleri yetiştiriciliği alanındaki operasyonları, teknolojik yöntemlerle geliştirme açısından Norveç Dünya’nın önde gelenleri arasındadır. Su ürünleri yetiştiriciliği pek çok lisansların gerekli olduğu çeşitli faaliyetleri içerir. Norveç’te somon üretimi en yaygın aktivitedir, ancak morina, tarak, ıstakoz ve midye de üretilmektedir.  Norveç, Dünya’nın önde gelen Atlantik somonu üreticisi ve deniz ürünleri ihracatçılarından da biridir. Norveç’in toplam su ürünleri üretimi 2017 yılında 1288.808 ton olarak gerçekleşmiştir.

Norveç’te ileri teknolojiyi her adımda kullanan üreticiler, sağlıklı balık gelişimi ve gıda güvenliği konusunda son derece hassastır. Beslenme söz konusu olduğunda, Norveç’in endüstri uzmanları balıkların güçlü ve sağlıklı büyümesi için tam olarak neye ihtiyacı olduğunu bilirler. Örneğin; Norveç somonu, yüzde 70 bitki bazlı içeriklerden ve yüzde 30 deniz canlılarından oluşan doğal bir diyetle beslenir ve böylece sürdürülebilirlik göz önünde bulundurularak daha da lezzetli bir balık garanti edilir.

Deniz ürünleri denildiğinde yetiştirilmesi kadar kirletici maddelerden de uzaklaştırılmış olması son derece önem taşır.  Yumurta vb. besinlerde olduğu gibi balıklar da kirletici maddeler içerebilir. Balıklar, diyetlerinden ve doğal çevrelerinden elde ettikleri PCB ve dioksin izleri içerebilir. Norveç okyanus çiftçiliği canlılarında bulunan minimum kirletici seviyeler ise tüketiciler için zararlı değildir. Bunun nedeni daha kontrollü bir yem sağlanmasıdır. Veriler, 2006’dan beri dioksin ve dioksin benzeri PCB içeriğinin yüzde 67 oranında azaldığını gösterir.

Norveç, çevrenin ve balık stoklarının gelecek için korunmasının, sürdürülebilir bir endüstri olmaya devam etmenin tek yolu olduğunu düşünür. Sürdürülebilir bir deniz ürünleri endüstrisi, ekosistemleri olumsuz etkilemeden uzun vadeli üretim sağlar. Birçok uzmana göre, Norveç deniz ürünleri endüstrisi Dünya’nın en sürdürülebilir endüstrilerinden biridir.

Norveç, farklı balık türleri için kotaları hesaplamak için iki yöntem kullanır:

Norveç verimli bir gıda üreticisi olup ve hızla büyüyen nüfusu destekleyebilir.

Norveç, balıkçılığı yıl boyunca daha verimli hale getiren ve bunun daha güvenilir olmasını sağlayan teknolojilere yatırım yapar. Norveç’te, Gıda Güvenliği Bilim Komitesi düzenli risk değerlendirmeleri yürütmektedir ve Norveç Gıda Güvenliği Otoritesi, alınması gereken önlemler ve düzenlemelere sahiptir.
Tüm bu düzenlemeler sonucunda da Norveç balık üretimi, yetiştiriciliği ve balık yağı takviyeleri konusunda lider ülke haline gelir.

Ballstad Omega-3 tazeliğini kaybetmeden doğrudan Norveç’ten gelmektedir. Güneş ışığına ve havaya maruz kalmadan soğuk depolarda bekletilerek size ulaşır. Ballstad kapsüllerinde çiftlik balıklarından elde edilen yağlar kullanılmaz. Omega-3’ten zengin balık yağı içeriği ve korunan tazeliği ile yüksek kalite balık yağı takviyesi aldığınız konusunda artık hemfikiriz.

Kaynak:

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Ruh Halini Etkileyen Besinler

Yediğiniz besinlerin, ruh halini etkileyip duygusal stresinizi azaltmaya kadar farklı ve önemli etkilere sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olarak tanımlar. Bu nedenle bedensel sağlık kadar ruhsal sağlık da son derece önem taşır. Şüphesiz ki ruh sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden biri çevresel faktörler olup bunların içerisinde beslenme de yer alır. Beslenme düzeni veya tüketilen bazı besinler duygu durumunu nasıl etkiler hiç merak ettiniz mi? Bu yazımızda detaylı olarak beslenme & duygu durumu ilişkisini ve ruh haline iyi gelen besinlere yer vereceğiz.

Canlıların vücudu karmaşık kimyasal süreçlerin yürütüldüğü birer kimya fabrikasıdır diyebiliriz. Dış dünyadan bir uyarı aldığımızda, beynimizin belli başlı kimyasal tepkimeleri iş başındadır. Yine beynin kimyasalları nedeniyle milyarlarca bildiri sinirler aracılığıyla düzenli bir biçimde akıp gider. Önemli bazı kimyasallar bu işlemin gerçekleşmesinde görev alır.
Beyinde farklı sinirsel aktarıcılar kendimizi çeşitli biçimde hissetmemize neden olur: İyi, kötü, mutlu, mutsuz gibi. Bazen beyinde bir tür kimyasal, ötekilerden daha fazla var olabilir. Bunun sonucu kendimizi mutlu ya da mutsuz hissederiz.

Doğru beslenmeyle beyin kimyasına önemli oranda etki yapmış oluruz. Merkezi sinir sisteminde bulunan sinirsel aktarıcılar besin öğelerinden türetilir. Bu üretimde bazı vitamin ve minerallere gereksinim vardır. Dengeli ve çeşitli bir beslenme programı; ruh halinden sorumlu kimyasalların dengelenmesine, böylece de ruh halinin düzelmesine yardımcı olacaktır. Aynı zamanda iyi bir fiziksel durum ve beslenme tipi kişiyi bunalım ve depresyona yol açabilecek duygusal strese karşı daha dayanıklı yapar.

Son zamanlara sözlüğümüze girmiş olan ‘stres azaltan yiyecekler (Comfort food)’ terimi; olumsuz duygularımızı giderdiğine ve olumlu duyguları arttırdığına inandığımız geleneksel yiyecekleri ifade etmektedir. Stres azaltan yiyeceklerin tüketilmesi, yaşanılan bu duygusal strese bir tür tepki olarak kabul edilir. Stres azaltan yiyecekler kültüre göre farklılık göstermekle birlikte genellikle karbonhidrat oranları yüksek olan besinlerdir. Lif içeriği düşük basit karbonhidrat içeren besinlerin kan şekerinde adrenalin ya da genellikle ‘stres hormonu’ olarak adlandırılan epinefrinde dalgalanmaların eşlik ettiği düşüş veya yükselişlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle kompleks karbonhidrat dediğimiz sebzeler, tam tahıllar, esmer pirinç, kepekli makarna ve baklagil çeşitleri duygusal iyi hal konusunda bizler için daha önemlidir. Çünkü, kompleks karbonhidratlar beyindeki serotonin seviyesinin yükselmesine yardım ederler.

Serotonin, ruh hali, stres yanıtı gibi insan davranışlarının birçok yönünü etkileyen bir nörotransmitterdir.Yoğurt, kefir, kombucha ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar bağırsak sağlığını ve ruh halini iyileştirebilir. Bunun nedeni; fermantasyon işlemi, canlı bakterilerin şekeri alkole ve asitlere dönüştürebilen gıdalarda gelişmesini sağlar Probiyotikler bu işlem sırasında oluşturulur. Bu canlı mikroorganizmalar bağırsağınızdaki sağlıklı bakterilerin büyümesini teşvik eder ve serotonin seviyelerini artırabilir.

Yağlı tohum dediğimiz kuruyemişler bitkisel protein, sağlıklı yağlar ve lif bakımından zengindir. Ek olarak, ruh halini artıran serotonin üretmekten sorumlu bir amino asit olan triptofan sağlarlar. Badem, kaju, yer fıstığı, ceviz ve ayçiçeği çekirdeği ruh hali için mükemmel kaynaklardır. Lif ve bitki bazlı protein bakımından zengin olmasının yanı sıra, fasulye ve mercimek gibi kurubaklagiller ise bize iyi hissettiren içeriklerle doludur. Kurubaklagiller serotonin, dopamin gibi nörotransmitter seviyelerini artırarak ruh halini iyileştirmeye yardımcı olan iyi bir B vitamini kaynağıdır.

Daha fazla taze meyve ve sebze yemek, daha düşük depresyon oranlarıyla bağlantılıdır çünkü; meyve sebzede bulunan antioksidanlar, depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları ile ilişkili iltihaplanmanın yönetilmesine yardımcı olabilir. Her gün yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmeyi ihmal etmemek gerekir.

Beslenme içeriğimizde dikkat etmemiz bir diğer konu ise Omega-3 miktarıdır! Omega-3 yağ asitleri, beslenme yoluyla alınması gereken bir grup esansiyel yağdır, çünkü vücudunuz bunları kendi başına üretemez. Omega-3’ler beyninizin hücre zarının akışkanlığına katkıda bulunur ve beyin gelişimi ve hücre sinyallemesinde önemli rol oynar. Omega-3 yağ asitlerinin vücutta düşük oranda bulunmasının majör depresif bozukluk dahil olmak üzere ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğunu gösterilmiştir. Daha iyi bir ruh hali için sağlık örgütleri, yetişkinlerin günde en az 250-500 mg kombine EPA ve DHA alması gerektiği konusunda hemfikirdir.

Ruh halinizi yükseltmek için 5 pratik öneri:

Dyt. Buse Altınay
Ballstad Diyetisyeni

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Yüksek performans istiyorsan, doğru tercihler yapmalısın

Onun için sporun ifade ettikleri çok önemli. Öyle ki, kendisi gibi hisseden kadınlar için bir spor giyim markası bile yaratmış. O, hem fiziksel hem de zihinsel olarak hayata hep hazır!

Yoga, Yasemin Hanım’ın hayatında başrolü oynasa da tenis oynamayı da çok seviyor. Onun için en keyiflisi de spor yaparken kendi tasarladığı kıyafetleri giymesi. Kadınlara özel yoga, yüzme ve koşu kıyafetlerinin yanı sıra koleksiyonunda günlük tasarımları da var. Farklı disiplinler arasında hızlı geçişler yaptığı için her zaman yüksek konsantrasyona ihtiyaç duyuyor. Yorstruly markasının yaratıcısı Yasemin Hanım, aradığı performansı yakalamak için Omega-3 kullanıyor.

“Marka sahibi olarak birçok şeyi aynı anda yapmam gerekiyor. Bu başarabilmek için güçlü olmalıyım.”

Sağlıklı beden ve sağlıklı zihin için

Yasemin: Çok yoğun bir tempo içinde yaşıyorum. Sabah erken kalkıp güne hızlı başlıyorum. Yorgunluğum sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel de. İş, fazlasıyla zamanımı tüketirken, spor yapmaya ve kendime vakit ayırmaya özen gösteriyorum. Bunu başarabilecek güce ihtiyacım var. Hep zinde olmalıyım ki, hayatı arzuladığım gibi yaşayayım.

“Bir tane vücudum var ve ona en iyi şekilde bakmak zorundayım.”

Yasemin: Yarın yokmuş gibi yaşamak bana göre değil. Yaşıtlarıma göre daha zinde olmak benim önceliğim. Sağlıklı yaş alarak uzun bir ömrüm olsun istiyorum. Zamanı enerjik ve güçlü olarak harcamak benim hedefim. Yakın bir arkadaşım Omega-3’ün tam bana göre olduğundan bahsettikten sonra araştırmaya başladım. Detayları öğrendikçe daha da ilgimi çekti ve kullanmaya başladım. O günden bu yana Omega-3’ün hayatımdaki yeri büyük. Yaşam kalitemin artmasında etkisi çok oldu.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Oğluma Omega-3 ile sağlıklı bir gelecek sunacağım

Henüz bir yıl önce dünyaya gelen bebekleriyle onlardan mutlusu yok. Karşımızdaki, gerçek bir Omega-3 ailesi. Arkadaşı aracılığıyla Omega-3 ile tanışan Hale Hanım, bu alışkanlığı ailesine kazandırmış.

Hale Hanım ile Omega-3’ün yollarının kesişmesi 2016 yılına dayanıyor ve o zamandan bu yana düzenli olarak kullanıyor. Halsizlik, dalgınlık, unutkanlık gibi sebeplerle başladığı Omega-3’ün yararını görmüş. Kendisindeki değişimi fark edince, eşini de kullanmaya ikna etmiş. Gebelikten önce, hamilelik esnasında ve doğum sonrasında kullanmaya devam ettiğini anlatan Hale Hanım için Omega-3, hayatındaki yol arkadaşı.

Hale: Bu bir tesadüf müdür, bilmiyorum ama Omega-3 kullanmaya başlamamla, hamile kalmam tam olarak aynı döneme denk geliyor. Öncesinde birkaç yıl çocuk sahibi olmayı denemiş, tedavi görmüştük. Tüm değerlerimiz normal olmasına rağmen başarılı olamamıştık. Tedavileri bırakmamızın ardından bitkin halimi gören bir arkadaşım Omega-3 tavsiye etmişti. Ben de düzenli kullanmaya başladım ve bir süre sonra bizi şaşırtan sürpriz haber geldi. Bunun sebebi direkt Omega-3’tür diyemem ama ben buna yürekten inanıyorum. Zaten hormonları düzenleyici etkisi herkes tarafından biliniyor. Sanki vücudumda devrim yaratacak bir kıvılcımı ateşledi.

“Vücudumda yarattığı değişiklik belki küçüktü ama çok büyük sonuçlara neden oldu ve ben anne oldum.”

Hale: 6 yıllık yoğun geçen profesyonel hayatın ardından kendimi keşfetmek istedim diyebilirim. Uzun yıllar yaptığım endüstriyel ürün tasarımcılığı ve üst düzey yöneticilik deneyimlerim gerçekten çok stresli ve tempoluydu. Çok yorulmuştum ve küçük bir ara vermek istedim. Ne olduysa, işte bu zaman aralığında oldu. Hayatımı değiştiren bir arkadaşa sahip olduğum için gerçekten şanslıyım.

“Omega-3’te tazelik çok önemli. Bu sebeple rafta beklemiş ürünleri almak istemedim. Şanslıydık, çünkü Norveçli dostlarımız vardı, düzenli olarak gönderdiler.

Hale: Kalitesiz balık yağı kullanmamın bir değeri olmadığını öğrendim. Öğrendiğim bir diğer konu ise daha raflara gelmeden tazeliğini kaybeden balık yağı kapsüllerinin olduğuydu. Dış kaplaması çok iyi olmalı ve oksidasyona uğramamalıydı. Durum böyle olunca Türkiye’de aradığımızı bulamadık ve direkt kaynağına, yani Norveç’e yöneldik. Eskiden tanıştığımız Norveçli dostlarımıza rica ettik ve bize düzenli olarak gönderdiler. Omega-3’ün kaynağının belli olması çok önemli, bu sebeple çocuğumu emzirirken bile gönül rahatlığıyla kullanmaya devam ettim. İkinci yaşına doğru oğluma da Omega-3 takviyesine başlayacağız.

Omega-3 kullanımı hakkında doktor ile görüştüğümde, biraz kararsız kaldı. Çünkü kendisi de piyasadaki ürünlerin kalitesizliğinin biliyordu. Ancak, bizim direkt Norveç’ten Omega-3 getirecek lükse sahip olduğumuzun farkında değildi. Evet, bu bir lüks. Artık Ballstad ile herkes bu lükse sahip oldu. Omega-3’ün vücudumda yarattığı fark gerçekten çok büyük ama hayatımda yarattığı farkı şu an kucağımda tutabiliyorum. Öpebiliyorum, sarılabiliyorum ve beni ne kadar mutlu ettiğini ifade edecek kelime bulmakta zorlanıyorum. Bu yaşıma kadar düzenli Omega-3 almış olsam hayatımda neler değişirdi merak ediyorum. Çocuğuma hayatı boyunca Omega-3 ile birlikte destek olacağım.

“Kalitesiz balık takviyesinin zeytinyağı yemekten farkı yok!”

Hale: Oğlumun doğumundan altı ay geçtikten sonra üç ay kadar Omega-3 kullanmaya ara vermiştim. İlk başlarda bir fark hissetmedim ama zamanla yorgunlaşmaya başladım. Hayatıma katkısını görmek için tekrar güzel bir fırsattı. Omega-3’e şimdi Ballstad ile dönüyorum. Acaba bu ay nasıl Norveç’ten Omega-3 getirteceğim derdinden de kurtuluyorum.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al

Sağlıklı yaşamak benim hayat tarzım

O, hayatı 24 saate sığdırmaya çalışan üst düzey bir yönetici. Yoğun iş temposuna rağmen güne sporla başlayan Mehmet Bey’in amacı, hayatı dolu dolu yaşamak.

En son ne zaman fast food yediğini hatırlamadığını belirten Mehmet Bey, dengeli, sağlıklı ve organik şekilde beslenmeye özen gösteriyor. Omega-3 ile yolları kolesterol nedeniyle kesiştikten sonra bir daha hiç ayrılmamış. Güne erken saatlerde spor ile başlayıp işiyle devam ediyor ve oğluyla oyunlar oynayarak kapanışı yapıyor. Bunu başarmanın yolunuysa, doğru rutinlere sıkı sıkıya sarılmak olduğunu vurguluyor.

Mehmet: Hayatım, hedefler ve onları gerçekleştirmek üzerine kurulu. İstedikten sonra her şeyi başarabileceğime inanıyorum. Önemli olan, sorunu tespit edip çözmek için doğru kararları vermekte. Bunu başardığınızda tüm bahaneleri ardınızda bırakırsınız. Elbet, bir şeylerden vazgeçmeniz gerekebilir ama bu ödememiz gereken sadece küçük bir bedel. Evim ve işim farklı yakada ama köprüyü her gün 15 dakikada geçiyorum. Sadece bir saat daha erken uyanarak hem bir buçuk saat trafikte beklemiyorum hem de bu zamanı spor yaparak değerlendiriyorum. Tamamen tercih meselesi. Aslında yapmam gerekenin dışında ekstra bir şey yapmıyorum. Doğru olduğunu düşündüğüm ne varsa onu yapmaya çalışıyorum. Düşünmekle bırakmayıp hayata geçiriyorum. Tek yaptığım bu.

“Sorun varsa, har zaman bir çözüm de vardır”

Mehmet: Hayat sürprizlerle dolu olsa da kontrolü ellerimde olsun istiyorum. Omega-3 ile beni bir araya getiren de bu duyguydu. Her ne kadar sağlığıma dikkat etsem de, ailemden miras kalan bir kolesterol sorunum var. Değerlerimi Omega-3 sayesinde dengede tutabiliyorum. Kolesterol dışında sağladığı faydalarla kendimi çok daha iyi hissediyorum. İlk başlarda süpermarket ürünleri olarak tabir edilebilecek sıradan balık yağlarından kullandım ve pek sonuç alamadım. Türkiye’de aradığımı bulamayınca yurt dışından getirmeye başladım. Ancak yurt dışına çıkmadığım zamanlarda aylarca Omega-3’e ara vermek zorunda kaldım. Ballstad ile aradığım kalitedeki Omega-3’e kolayca ulaşabilmek benim için büyük bir avantaj. Artık düzenli ve olması gerektiği şekilde Omega-3 desteğimi almaya devam edebileceğim.

“Kendime ne kadar iyi bakarsam hayat da bana o kadar iyi bakar.”

Mehmet: Önümdeki hedefleri gerçekleştirmek için çok çalışıyorum, mücadele ediyorum. Bu tempodan yüksek stresin açığa çıkması da gayet doğal. Spor yaparak, doğal beslenerek, Omega-3 takviyesi alarak stresle baş edebiliyorum. Kabul ediyorum, bu ciddi bir disiplin gerektiriyor. Kolay olduğunu da düşünmüyorum ama yaşadığımız hayatın hakkını vermek istiyorum. Keşke dememek için bile bu disipline ihtiyacımız var, hem de yarın çok geç olmadan.

Her zaman saf ve taze
Norveçlilerin balık yağları alanında uzun zamana dayanan tecrübesiyle, EPA ve DHA açısından zengin, yüksek kaliteli bir omega-3 takviyesi için ne gerektiğini biliyoruz.
1 aylık paket 189,00 ₺
Hemen al